All Words 04 Flashcards

(1002 cards)

1
Q

수월하다

A

Zorluk yapmadan yapmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

+ 치르다 = 겪다 = 경험하다

  • 돌잔치를 치르다

+ 결혼식을 치르다

  • 장례식을 치르다

돌잔치, 결혼식, 회갑잔치, 장례식/초상, 시험, 전쟁 ile beraber kullanılır

A

+ Düzenlemek, ödemek (zorluk, sınava), katlanmak, uğramak, sınava girmek

  • İlk doğum günü partisi düzenlemek

+ Düğün düzenlemek

  • Cenaze töreni düzenlemek
How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

+ 벌이다 = 계획하여 시작하다

  • 돌잔치를 벌이다

+ 회갑연을 벌이다

  • 돌잔치, 결혼식, 회갑잔치, 사업, 전쟁 ile beraber kullanılır

+ 잔치를 벌이다

A

+ Kutlamak

  • İlk doğum günü kutlamak

+ 60. Yaş doğum günü kutlamak

+ Ziyafet düzenlemek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

+ 올리다 = 진행하다

  • 결혼식을 올리다

+ 제사를 올리다

결혼식, 제사 ile beraber kullanılır

A

+ Yapmak

  • Düğün yapmak

+ Anma töreni yapmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

+ 지내다 = 진행하다

  • 제사를 지내다

회갑연, 제사, 차례 ile beraber kullanılır

A

+ Geçirmek, yaşamak

  • Anma töreni gerçekleştirmek
How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

장래를 축복하다

장래 = 미래 = 앞날

A

Geleceği bereketlendirmek, geleceği kutsamak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

백년해로를 빌다

A

Beraber yaşlanmayı dilemek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

칠순 = 고회

A

70 yaş doğum günü

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

호화

~판 = 판국, 일의 상황 호화판

A

Lüks

Lüks versiyonu gibi

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

성질부리다

항의

A

Öfke nöbeti

Şikayet, sızlanma, yakınma

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

부여하다

N 을/를 N에 부여하다

A

Vermek (görev, yönetim, terfi, ödül)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

정식으로 = 제대로

공식직으로

A

Resmen

Officially

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

화목하다 = 즐겁고 행복한 느낌

N 이/가 화목하다

화목한 우리 집

A

Samimi, uyumlu (aile ile sık kullanılır)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

증표

A

Gösterge sanatı

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

수칙

구칙

A

Kural

Kural, ilke, yasa

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

단상

A

Başarmak, kürsü (kitap bu anlamda)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
17
Q

애틋하다

N 이/가 애틋하다

A

Sempati, aşırı sevmek (olumsuz üzgün anlam)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
18
Q

되새기다 = 다시 생각 하다 = 회상하다

N 을/를 되새기다

A

Geçmişte yaşanan olayları hatırlayıp düşünmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
19
Q

뒤를 잇다

A

Takip etmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
20
Q

주례

A

Evlilik memuru

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
21
Q

맹세

A

Yemin, ant

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
22
Q

성인식

A

Reşit olma töreni

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
23
Q

구성원 = 일원

A

Üye

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
24
Q

제각기 = 각각 = 각자 = 제각각

A

Tek tek (herkes)

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
25
과도적
Gidici, geçici
26
대동성 = 함께 대동. 큰 집단이 합동하고자 하는 성질
Sempati, refakat, homojenlik, a great dynamic, eş zamanlılık
27
구분되다
Bölünmek, ayrılmak
28
통과 의례 통과 의례
Geçiş Tören, ayin Geçiş töreni
29
혼인
Evlilik
30
일종의
Çeşit, cins
31
지위
Konum, vaziyet, yer, durum
32
역할 역할극
İşlev, rol Rol yapma, role play
33
혼례식
Evlilik töreni (Kore eski usul evlilik töreni)
34
통합
Birlik, birleşim, birleşme
35
나타내다
Göstermek, belirlemek, ileri sürmek
36
행하다
‘Etmek’, ‘yapmak’ anlamında yardımcı fiil olarak kullanılır
37
집단
Zümre, topluluk
38
특정 특정하다 특정되다 특정 시키다
Onay talebi
39
수수경단
A kind of honey cake made of glutinous kaoliang
40
백설기
Steamed white rice cake
41
육포
Kurutulmuş sığır eti
42
원삼
Kadınların giydiği Hanbok gelinliği
43
족두리
Kore geleneksel düğününde gelinin başına takılan şey
44
연지 곤지
Kore geleneksel gelininin alnına boyanan kırmızı leke
45
사모관대
Hayırseverlik, sevgi ve cömetlik
46
수의 상복
Kefen Matem elbisesi, yas kıyafeti
47
부친 - 모 친
Arkadaşın babası – Arkadaşın annesi
48
인사성 인사성이 있다/ 없다 인사성이 밝다
Selamlama
49
희생하다 희생자
Feda etmek, özveri Kurban, mağdur
50
-과/ 와 씨름하다 씨름 중이다
Mücadele etmek
51
감정이 풍부하다 ↔ 감정이 메마르다
Çok duygusal ↔ Duyguları kurumuş (körelmiş)
52
대입 = 대학교 입다
Üniversiteye giriş
53
인적 자원
İnsan kaynakları, insan ilişkileri
54
교육열
Eğitim tutkusu
55
천연자원
Doğal kaynaklar
56
함양
Yetiştirme, toprağı işleme
57
공교육 열린 교육 공동체 교육 ↔ 공교육
Devlet okulu eğitim Açık eğitim Topluluk eğitim ↔ Devlet okulunda eğitim
58
의무 교육 의무
Sorumluluk, görev / zorunlu eğitim Sorumluluk, yükümlülük
59
국/ 공립 학교
Kamu devlet okulu
60
+ 사립 학교 - 인문계 고등학교 + 실업계 고등학교 - 특목고 ( 특수목적고등하교)
+ Özel, vakıf - Düz lise + Meslek lisesi - Özel lise, special purpose high school, güzel sanatlar lisesi
61
6-3-3-4 학제
Eğitim sistemi
62
예체능 교육 = 예능과 체육 예체
Spor ve sanat Sanat ve beden eğitimi
63
영재 교육
Üstün özel eğitim
64
조기 교육
Erken eğitim
65
학원
Private institute
66
보습 학원
Dershane
67
무용 학원
Dans akademisi
68
논술
Yazı
69
과외 과외비
Özel ders Özel ders ücretleri
70
재택 교육
Ev okulu
71
지쳐
Bitkin, yorgun
72
문득 문득
Birden
73
어둑어둑하다
Kapkaranlık
74
도처 = 여러곳에서 = 여기저기 = 이곳이곳 = 곳곳
Her yer, taraf
75
반란 반란을 일으키다
İsyan
76
활성화 ↔ 비활성화
Aktifleşmek
77
대안 대안 교육
Seçenek, alternatif Alternatif eğitim
78
재택 재택 교육
Evde Evde eğitim
79
출현하다 등장하다
Meydana çıkmak, gözükmek, görünmek Ortaya çıkmak, çıkmak
80
탈하고 운동
Elbiseleri çıkarmak ve dışarı çıkmak
81
(학교) 본위
(Okul) standart
82
기준 기준을 따르다 기준을 지키다
Kriter, ölçüt Kriterleri takip etmek Standartları takip etmek
83
자퇴
Kendi isteğiyle ayrılma, çekilme, bırakma
84
유발하다 = 발생하다 = 을/를 생기가 학다 = 낳다 = 가져오다 = 일으키다
Tahrik etmek, uyandırmak, neden olmak
85
모욕 = 수모 = 모멸 모욕을 주다 ↔ 받다, 느끼다
Hakaret, küfür Hakaret etmek ↔ Hakarete uğramak
86
일관성 일관되다
Kararlılık, uyum, tutarlılık Tutarlı olmak
87
훈육 = 교육
Okutma, ders vermek (böyle davranmak yanlıştır gibi ders vermek)
88
비행
Kabahat, yanlış, kötü davranış
89
존폐
Varlığı olup olmaması
90
체벌
Fiziksel ceza, bedensel ceza
91
무응답
Cevapsız
92
남용 오용
Suistimal, kötüye kullanma Yanlış, hatalı kullanım, suistimal
93
보고
Rapor, sunuş
94
자체 자체 휴강
Kendisi Kendi kendine
95
상호
Karşılıklı
96
논란
Argüman
97
논의
Fikir alışverişinde bulunma
98
회복하다
Kalkınma, geçirmek, iyileşmek
99
자긍심
Gurur
100
연의 = 열심히 = 하는 마음 = 열정 연의 있다 연의 보이다
Gayret
101
끊임없이 끊임없이 +V 끊임없는
Durmaksızın, sürekli
102
조각보
Evdeki küçük kumaş parçalarını birleştirerek yapılan yastık kılıfı ya da yorgan gibi şeyler
103
뒹굴 거리다
Sağa sola dönerken yatmak, debelenmek
104
기초 및 교양 교육
Temek ve liberal eğitim
105
전문 교육 ↔ 보통 교육
Mesleki eğitim ↔ Genel eğitim
106
+ 원격 교육 - 방송 통신 대학교 + 디지털 대학교/ 사이버 대학교 - 화상 원격 교육 + 원격 대학
+ Uzaktan eğitim - Yayıncılık ve telekomünükasyon yüksekokulu + - Videolu uzaktan eğitim, Zoom dersi + Uzak üniversite
107
+ 면대면 교육 - 대면 + 비대면
+ Yüz yüze eğitim - Yüz yüze, yüzleşme + Yüz yüze olmayan, yüzyüze gelmeden
108
+ 부설 - 대학 부설 사회 교육원/ 평생교육원
+ Kurma, tesis - Üniversiteye bağlı sosyal eğitim merkezi / yaşam boyu eğitim merkezi
109
습득하다
Elde etmek, öğrenmek
110
개척하다
Yol açmak, genişletmek
111
나아가
Bilahare
112
보장하다
Garanti vermek, sağlamak
113
구애받다 N에 구애받다
1) Kur yapmak 2) Kısıtlamak
114
구청
Bölge idare müdürlüğü
115
들어서다
İçeriye adım atmak, girmek
116
확보하다
Temin etmek, sağlamak
117
효율적이다
Etkili, verimli
118
경기를 펼치다
Yarış, maç oynamak
119
민생
Kamu refahı
120
호응
Olumlu tepki
121
방과후 방과 후 수업
Okuldan sonra Okul sonrası dersler
122
팔짱을 끼다
Kollarını kavuşturmak, kolları birleştirmek
123
친교 친구하다 = 사교하다
Yakınlık
124
비롯하다 = 시작되다 N에서 비롯하다
den kaynaklanmak, den başlamak
125
인증되다
Sertifikalı olmak, belirlemek
126
학점 은행제
Kredi banka sistemi (Benim 2 yıllık üni de okuyup orada aldığım derslerin kredileri Yeditepe kullanıp o derslerln sayılması)
127
못다 하다
To be unable to finish
128
전업주부 = 가정주부 ↔ 취업주부
Ev kadını, ev hanımı ↔ Çalışan kadın
129
창업
İş başlatma, şirket kurma
130
유물
Kalıntı, miras, eser
131
강점 → 약점
Güçlü nokta, işgal etmek → Kusur, zaaf
132
급속도
Aşırı hızlı, hızlı, sürat
133
못지 않다 (A) N 이/가 N 못지 않다
Benzer bir şekilde
134
입증되다 N이/가 입증되다 입증하다
Kanıtlamak
135
지침
Talimat, direktif, kural
136
즉흥적 ↔ 계획적
Doğaçlama ↔ Planlı, kasten
137
접어들다 N에 접어들다 시간/ 장소에 접어들다
Yaklaşmak, içine girmek
138
절실하다 N이/가 절실하다
Acil, acele, gerekliyse güçlü
139
간주하다 N을/를 N 으로/로 간주하다 N 을/를 ~ 다고 간주하다
Farz etmek, saymak
140
허다하다
Çok, sayısız
141
솟다 N 이/가 (우뚝) 솟다
Yükselmek, yukarı çıkmak Ör. Binaların yükselmesi
142
눈에 선하다 N 이/가 눈에 선하다
Gözlere iyi gelir, göz önüne gelmesi Ör anneannemin yüzünü gözlerimin önüne gelmesi
143
반하다 N(사람)에 반하다
Birine veya bir şeye bağlanmış olmak, sevdalanmak
144
정기
Kudret, pure energy
145
만끽하다 N 을/를 만끽하다
To enjoy, ziyafet çekmek, herhangi bir yönüyle doyurmak
146
위용 풍모
Mükemmel bir dış görünüş Dış görünüş (beden ve yüz)
147
태초
Dünyanın başlangıcı
148
산세 산세에 눌리다 산세가 험하다 / 높다 산세가 아름답다
The physical aspect of a mountain, bir dağın fiziksel yönü
149
압도당하다 N 에/ 에게/ 한테 압도당하다 / 압도되다
Üstün gelmek, bastırmak, ezmek
150
보잘것없다 = 하찮다 보잘것없는 사람/ 물건/ 자연 N 이/가 보잘것없다 ↔ 대단하다
1) Önemsiz, sıradan 2) Çamsakızı çoban armağanı ↔ Şahane, mükemmel
151
경이롭다 = 놀랍고 신기하다 경이로운 자연/ 사람/ 상황 N 이/가 경이롭다
Harika, hayret, mucize, çok büyük bir hayranlık uyandıran
152
유유히 유유히 + V
Yavaş bir şekilde
153
넘보다 N 을/를 넘보다
Underestimate, Göz dikmek, göz koymak, şiddetle arzulamak
154
장엄하다 N 이/가 장엄하다
Muhteşem, görkemli, şevket
155
난폭하다
Vahşi, yabani, saldırgan, sertlik
156
(얼굴이) 타다 (얼굴을) 태우다
Yüzün güneşten yanması Güneşten yanan yüz
157
험준하다 N 이/가 험준하다 ↔ 평탄하다
Sağlam, sarp ↔ Düz, düzgün
158
물줄기
Mecra, akak, su yolu
159
까마득하다 N 이/가 까마득하다
Uzak, uzun
160
새떼
Kuş sürüsü
161
숨이 막히다
Nefessiz kalmak
162
미약하다 N 이/가 미약하다
Zayıf, güçsüz
163
육지 땅 = 지상 = 대륙 ↔ 바다 = 하늘 = 섬 대륙 = 육지 = 내륙 ↔ 섬
Kara, yer ↔ Kıta ↔
164
산맥 = 산줄기
Sıra dağlar
165
들판 = 들 = 발판
Alan, kır
166
사막
Çöl
167
동굴 = 굴
Mağara
168
대양 = 해양 태평양 인도양 대서양 북극해 남극해 북아메리카 남아메리카 오세아니아
Okyanus Pasifik Okyanusu Hint Okyanusu Atlantik Okyanusu Arktik Okyanusu Güney Okyanusu Kuzey Amerika Güney Amerika Okyanusya
169
빙하
Buzul
170
샘 = 샘터 = 샘물
Pınar
171
온천 ↔ 냉천
Kaplıca
172
펼쳐지다
Serilmek, yayılmak
173
폭발하다 = 터지다
Patlamak
174
수려하다 수려한 산세/ 얼굴
Şahane
175
광활하다 광활한 들판
Uçsuz bucaksız
176
황량하다 = 쓸쓸하다 = 건조하다
Issız
177
시야가 닿다
Bakış açısına ulaşmak, görüş hattı
178
봉우리
Dağın tepesi, dikmen
179
유황
Kükürt, sülfür
180
탐험
Keşif
181
견디다 = 버티다
Dayanmak, sabretmek, katlanmak
182
한모금
Bir yudum
183
거뜬히
Bol bol, kolay kolay
184
맹렬히
Şiddetle
185
필사적
Ölümü göze alan
186
일출
Gündoğumu
187
은사님
Saygı değer öğretmen
188
황무지
Yabanlık, boz, ekilmemiş alan
189
손가락 하나 까딱할 수 없다
Parmağımı bile kaldıracak halim yok
190
+ 멸종 - 멸종 위기 + 종족 번식
+ Tükenme, yok olma - Nesli tükenmekte olan türler + Türlerin üremesi
191
까마귀
Karga
192
고원 (지역) 해안 지역
Plato (bölge) Sahil bölgeleri
193
사시사철
Dört mevsim 1 sene boyu
194
꼽히다
Sayılacak (parmaklar ile saymak)
195
정취
Atmosfer, mod
196
제격이다
Mükemmel
197
명소
Turistik yerler
198
추리다
Seçmek
199
뽐내다
Büyülenmek, etkilenmek, kendini güzel göstermek
200
서두
Başlangıç, giriş
201
국토 순례
Vatan haccı
202
메밀꽃
Karabuğday çiçeği
203
오대산
Odesan dağı (bu yere kesin git)
204
고찰
Eskiden kalma tapınak, bir şeyi derinlemesine düşünme ve araştırma
205
그윽하다
Yatıştırıcı, derin olmak
206
자생
Doğal (bitkilerin doğal olarak kendi kendine çıkması ve büyümesi)
207
해발
Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği
208
고지
İlan, anons
209
초원
Çayırlık, bozkır, çayır
210
풍광
Manzara
211
고즈넉하다
Sessiz, sakin
212
자아내다
Pompa ile su çıkarmak, uyandırmak, iplik yapmak
213
파노라마
Panorama
214
약수
Doğal su kaynağı
215
미네랄
Mineral, maden
216
지천이다
Çok yaygın, bol
217
차분하다
Sakin
218
정경
Görünüş, vaziyet, kılık, durum
219
조성하다
Oluşturmak, yaratmak, hazırlamak
220
시끌벅적하다
Gürültülü, sesli
221
청명하다
Parlak, temiz ve ışıklı
222
청정
Duruluk
223
무수하다 무수히
Sayısız Sayısız, sayısız kez (defa)
224
은하수 은하
The milky way, gökada, milyonlarca yıldızdan, saman yolu Galaksi, gök ada
225
헤엄치다
Yüzmek
226
선보이다
Hava atmak
227
성비
Cinsiyet oranı
228
불균형 균형
Dengesizlik Denge, denklik
229
코뿔소
Gergedan
230
+ 희귀종 = 희귀 + 희귀병
+ Nadir tür = Az bulunan şey, nadir + Nadir hastalık
231
혈당 혈당 수치
Kan şekeri Kan şekeri seviyeleri
232
태아 탯줄
Embriyo (dişi hayvan hamile) Göbek bağı
233
생물학자
Biyolog
234
위기
Kriz, buhran, bunalım
235
처하다 N에 처하다
……durumunda olmak, ……de olmak (genellikle kötü durumlar)
236
가설 가설 검증
Hipotez Hipotez testi
237
검증
Doğrulama
238
번식시키다
Üremek, üretmek
239
관측 관측되다
Gözlem Gözlemlemek
240
글루코오스
Glikoz
241
모체
Anne bedeni
242
보호 구역
Korunmuş bölge, korumalı bölgeler
243
수치
Sayısal değer, ayıp, utanç
244
훼손 N 을/를 훼손하다 N 이/가 훼손되다
Zarar
245
+ 근시안적이다 - 근시 + 원시 - 난시
+ Dar görüşlü, ileriyi göremeyen - Miyop + 1) Yakını görememek 2) İlk çağ - Astigmat
246
무분별하다 분별하다
Ayırt edememek Ayırt etmek, fark etmek
247
물려주다 = 전수하다 물려받다 조상 ↔ 후손
Miras vermek Miras almak Ata ↔ Evlat
248
+ 환경 - 환경오염 + 환경 호르몬
+ Çevre, ortam - Çevre kirliliği + Çevresel hormonlar
249
선행되다
Önde gelmek
250
개개
Her bir, teker teker, ayrı ayrı
251
자연
Doğa, tabiat
252
+ 정작 - 분리 + 분리수거
+ Aslında, gerçekte, aslına bakarsan - Ayrım, ayrılma, bölme + Ayrıştırmak (çöp, eşya vb)
253
폐수 = 오수 ↔ 장수
Kirli su
254
폐기물 = 사용 후 버리는 물건= 쓰레기 폐기하다
Atık, çöp İptal etmek, yürürlükten kaldırmak, yok etmek, atmak, hurdaya çıkarmak
255
+ 일회용품 - 일회용 + 다회용
+ Çöp eşya tek kullanımlık şeyler - Tek kullanımlık + Çoklu kullanım
256
배기가스 / 매연
Kirli gaz, egzoz
257
수질 = 물
Su
258
땅 토양 = 땅 = 흙
Kara, yer, toprak Toprak
259
소음 공해 소음= 잡음 = 잡소리
Gürültü kirliliği
260
오존층 Ozon tabakası 오존층 파괴 Ozan tabakasının bozulması 파괴 = 훼손
Ozon tabakası Ozan tabakasının bozulması
261
온실 효과
Sera etkisi
262
지구 온난화 = 온난화
Küresel ısınma
263
해수면 해수면 상승
Deniz seviyesi Deniz suyu yükselmesi
264
산성비
Asit yağmuru
265
제정하다 = 만들다 = 정하다= 세우다 = 입법하다
Düzene koymak, düzenlemek
266
규제하다 = 규정하다 = 제한하다
Kontrol etmek, denetim altına almak
267
한반도
Kore yarım adası
268
아열대
Tropik iklim kuşağı
269
박차를 가하다 N에 박찰 가하다
Hızlandırmak, ivme kazandırmak, çabuklaştırmak
270
올챙이
Kurbağacık, iribaş
271
검출되다
Tespit etmek, saptamak
272
우선적
Öncelikli, ayrıcaklı
273
베다
Koparmak, biçmek, doğramak
274
문명
Uygarlık, medeniyet
275
이기
Bencillik, egoizm
276
극히
Son derecede, pek (arkasından olumsuz kelime gelir Olumsuz durumu anlatırken kullanılır)
277
폐해
Zararlı etki
278
심다
Ekmek, dikmek
279
백해무익
Sadece zararı olup hiçbir faydası olmayan
280
부도 부도나다
İflas, çek Batmak, (çek ve benzeri) karşılıksız çıkmak
281
속수무책
Çaresizlik
282
기저귀를 채우다 (차다 - 채우다)
Bebek bezini doldurmak
283
멋을 부리다 = 멋을 내다
Hava atmak
284
대담
Konuşma, dialog, mulakat
285
강연
Söz, söylev, konuşma
286
진행자
MC, sunucu, bir etkinliği veya eğlence program gibi faaliyetleri yönetip sunan kişi
287
잠기다
Dalmak, su içine girmek
288
모색하다 N 을/를 모색하다
Aramak, çabalamak (çare, netice)
289
핵심
Bir şeyin özü, çekirdek, öz, puf noktası, key point, key word
290
간담회
Sohbet, toplantı
291
일각
Bir kısım
292
+ 상충되다 N 이/가 N와/과 상충되다 N 이/가 N 에/에게 상충되다 - 상생 ↔ 상충
+ Zıt, çelişmek (+) - İki şeyin birbirini güçlendirmesi, çıkar, kazan – kazan, iki ve üzeri şeyin birbirlerini güçlendirip birlikte iyi yaşaması
293
차질 차질이 생기다
Aksilik
294
국무회의 의자: 대통령 부의장: 국무총리
Bakanlar kurulu Başkan: Başkan Başkan yardımcısı: Başbakan
295
상정하다 N 을/릉 N에 상정하다
Ortaya çıkarmak, sunmak
296
공해
Kötü hava
297
탈출
Kaçma, kurtulma, firar
298
일등공신
Birinci sınıf katkıda bulunan
299
협정을 맺다
Anlaşma yapmak
300
유입
İçeriye akış, giriş
301
주범
Fail, asıl suçlu
302
인근
Çevre, civar, etraf
303
하천
Irmak
304
특화
Uzmanlık
305
재단
Foundation, kurum, vakıf
306
야심차다
Hırslaı
307
+ 방사능 - 핵 발전소 + 원전
+ Radyoaktif, radyasyon - Nükleer santral + Nükleer enerji
308
점령 점령하다
İşgal, işten alıkoyma, bir yeri ele geçirme İşgal etmek
309
참사
Trajik ölüm
310
상태보고 상태
Ekolojik yer, durum raporu Durum
311
하구
Nehir ağzı (denize karışan)
312
습지 늪 + 도박의 늪 - 연패의 늪 + 절망의 늪 - 잠의 늪
Bataklık, wetland Batak, bataklık + Kumar bataklığı - Ard arda gelen yenilgilerin bataklığı + Umutsuzluk bataklığı - Uyku bataklığı
313
멍들다
Morarmak
314
지반
Yeryüzü, yer kabuğu
315
감수하다
Dayanmak
316
정복
Fetih, istila
317
냉매제
Buz paketi
318
각광받고
Dikkat çekme
319
도외시하다 = 무시하다
İhmal etmek
320
원전히
Tamamen
321
흡수 흡수하다 흡수력
Emilim, soğurma Emmek Emicilik
322
여아 암아
Kız çocuk Erkek çocuk
323
피서
Tatil, dinlence
324
야기하다
Yaratmak, meydana getirmek, neden olmak
325
무해하다
Zararsız
326
책임을 묻다 책임감이 강하다
Sorumlu tutmak Güçlü bir sorumluluk duygusuna sahip olmak
327
극단적
Ölçüyü aşan, çok fazla, aşırıcı
328
누출되다
Sızıntı, akma
329
프레온 가스
Freon gazı
330
무사히
Sağ salim
331
결식 아동
Fakir, aç çocuklar
332
+ 후원하다 - 원조하다 = 구하다 = 구호하다 = 지원하다 = 후원하다 N 에/에게 N을/를 원저하다
+ Desteklemek, bağış yapmak - Maili destek vermek
333
십시일반
Herkesin ayrı ayrı destek olması
334
수재 의연금 수재민
Sel veya tayfun yüzünden etkilenen insanlara yapılan yardım Sel felaketinde mağdur olan kimse
335
더불어 더불어 살다 / 함께 지내다
Başkalarıyla beraber, 같이 yan yana
336
자원
1) Gönüllü 2) Kaynak
337
아동 보호 시설 보육원
Çocuk esirgeme kurumu Yetimhane
338
무료 진료소
Bedava tedavi merkezi
339
쉼터
Barınma yurdu (geçici), dinlenme tesisi
340
소득 저소득층 자녀 ↔ 고소득들
Gelir, bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandığı para (ücret, aylık, kira vb) Düşük gelirli çocuklar ↔ Yüksek gelirli çocuklar
341
영세민 빈민
Fakir Fakir
342
가장 소년 소녀 가장
Evde para kazanan kişi Evin geçiminden sorumlu çocuklar
343
독거 노인
Kimsesiz yaşlı
344
노숙자
Evsiz
345
+ 난민 - 이주 노동자 + 결혼 이민 여성 - 결혼 이민 남성
+ Göçmen - Göçmen işçi + Göçmen evli kadın - Göçmen evli erkek
346
헌혈 헌혈 기증
Kan Kan bağışı
347
무료 급식
Yemek besleme, bedava yemek
348
의료 봉사
Tedavi gönüllülük, gönüllü sağlık hizmeti
349
노력 봉사
Çaba hizmeti
350
꾸준히
Durmaksızın, durmadan
351
베풀다
Yardım etmek, merhamet göstermek
352
시신 기증
Vücut bağışı
353
희망의 씨앗을 품다 품다 (N을/를 품다)
Umut tohumlarının ekilmesi, umut tohumlarını kucaklamak Kucaklamak, yüreğinde saklamak
354
눈망울
Parlak gözler, ışıldayan gözler
355
야영
Kamp
356
덕목
Erdem
357
자리매김하다
Konumlanmak
358
환원하다 = 돌려주다 = 돌아가다
Geri gelmek, eski konumuna getirmek
359
자선단체
Vakıf, hayırseverler birliği
360
상임
Daimi
361
혹한 혹서
Çok soğuk, ayaz Çok sıcak, kavurucu sıcak
362
방한복
Kışlık kıyafet
363
헌납하다 = 상납하다 = 헌금하다
Vakfetmek, bağışlamak
364
공로
Hizmet, yararlılık
365
잔고
Kalan para
366
바치다
Vakfetmek, adamak, bir şeyin bütününü işe vermek
367
화백 화가
Ressam (높임말), ressamın isminin arkasından kullanılır Ressam
368
유언장
Vasiyetname
369
자선
Sadaka, hayırseverlik işleri, yardımlaşa
370
바자 바자회 바자회를 열다
Kermes Kermes Kermes açmak
371
동정심 동정하다 동정 받다
Merhamet, acıma Merhamet etmek, acımak Sempati kazanmak
372
비치되다
Tedarik etmek, döşemek
373
모금함 기부함
Bağış toplama kutuları (genellikle para) Bağış kutusu (genellikle eşya gibi şeyler)
374
신념
İnanç, bir düşünceye gönülden bağlı bulunma
375
대상자
Aday
376
기관
Kuruluş, örgün, üye
377
재해
Hasar, afet
378
선교
Misyonerlik faaliyeti
379
정당
Siyasi parti
380
동포
Memleketli, vatandaş, yurttaş
381
껴입다
Elbise üzerine elbise giymek
382
투명하다 불투명하다
Şeffaf, saydam Mat, donuk
383
선정되다
Seçilmek
384
우호 ↔ 적대적 우호 국가 우호 적이다 우호를 다지다 우로 관계
Dostluk (ülke) ↔ Düşman
385
+ 협력 협력하다 - 협업 + 공조
+ İş birliği, yardım - İş birliği + İş birliği
386
증진 증진하다
Çoğalma
387
설립
Kurulma
388
+ 견문 - 견문을 넓히다 + 견문이 넓다
+ Görüp duyularak öğrenilen gerçek - Bilginizi genişletin + Geniş bilgiye sahip olmak
389
산하 기구
Altında olmak, birlik grup örgüt
390
NGO 비정부 조직 NPO 비영리 단체
Nongovernment organization, sivil toplum örgütü Nonprofit organization, kar amaçlı gütmeyen örgüt
391
민간 단체
Sivil birlik
392
+ 유니세프 (유엔 아동 기금) - 코이카 (한국 국제 협력단) + 적십자사 - 국경 없는 의사회 + 굿네이버스 ( 국제 구호 단체)
+ Unicef - Kore’deki yardımlaşma kurumu + Kore’nin Kızılay’ı - Sınırdaki doktorlar birliği + Good neighbors, birlikte yaşamak için kurulan örgüt
393
재해 자연 재해
Doğal afet, hasar Doğal afet
394
기아
Aç, açlık
395
식량
Yiyecek, gıda maddeleri
396
의료
Tıbbi tedavi
397
보건 보건 복지부
Sağlık Sağlık ve refah bakanlığı
398
+ 구조 - 구조대
+ 1) Kurtarma yardımı 2) Structure, yapı, organizasyon Bilgisayarın yapısı gibi - Kurtarma ekibi
399
들여다보다
İçine bakmak, dikkatle bakmak
400
실감나다
Gerçekçi
401
지진해일
Tsunami
402
눈코 뜰 새 없다
Başını kaşıyacak vakti yok
403
황급히
Hiç beklemeden, aceleyle, apar topar
404
멒치다 N 을/릉 멒치다
Kurtulmak
405
세상이 뒤집어지다 N 이/ 가 뒤집어지다
Dünya’nın tersine dönmesi Tersine dönmek, devrilmek
406
+ 무릅쓰다 N 을/를 무릅쓰다 - 위험 무릅쓰다 + 부끄러움을 무릅쓰다
+ Tehlikeyi göze almak, risk - Risk almak + Utanmayı göze almak
407
도리
Adalet, görev
408
혹독하다 N 이/가 혹독하다
Zorlu, katı, şiddetli
409
허덕이다 N 에/으로 허덕이다
Mücadele etmek
410
낙후되다
Geride kalmak, daha aşağı dereceye düşmek
411
미궁에 빠지다
Labirente düşmek, labirentte kaybolmak
412
저체온증
Hipotermi
413
전폭적이다 N 이/가 전폭젇이다
Belli bir kapsamın tamamı
414
기껍다 = 반갑다 = 즐겁다
İçten içe sevinmek mutlu olmak
415
오지
Art bölge, alt bölge
416
뻗어나가다 N 이/가 뻗어나가다 N이/가 뻗다 N 을/를 뻗다
Büyümek gelişmek
417
사각지대 = 맹점
Kör nokta
418
담요
Battaniye
419
빚을 지다 빚을 갚다
Borçlanmak Borcunu ödemek
420
지지 지지하다 지지자
Destek Desteklemek, arka vermek Birinden yana olan veya bir düşünceye, yandaş, yanlı
421
상주
Daimi, yerleşik
422
냉전체제
Soğuk savaş sistemi
423
촌락
Köy
424
퇴색되다
Solmak, yavaş yavaş yok olmak
425
국제 협약
Uluslararası anlaşma
426
초래하다
Meydana getirmek
427
오산
Yanlış hesap, yanlış hüküm
428
공존 공존하다
Bir arada var olma
429
약육강식
Büyük balık küçük balığı yer
430
사고방식
Zihniyet, düşünüş
431
가속화
Hızlandırma, hızlanma
432
극심하다
Aşırı, yoğun, şiddetli
433
사명
Misyon, görev
434
학부모
Veli
435
학기 안내
Dönem rehberi
436
공개 수업 비공개
Açık sınıf, halka açık sınıflar Oturum, toplantı
437
학급
Şube, sınıf
438
운동회
Spor günü
439
가정 통신문
Öğrencinin durumunu veliye bildirme, documents about school life and information sent from the school to the parents.
440
회장
(kuruluş, dernek, holding, grup şirket vb.) başkan
441
달리기
Koşu, koşma, koşmak işi
442
아이 돌봄 서비스
Çocuk bakımı hizmetleri
443
도우미
Yardım eden
444
양육자
Besleyen, büyüten
445
대강당 기르다
Büyük salon 대강 oditoryum Uzatmak, uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak
446
단수
Tekil
447
불편하다
Rahatsız, huzursuz, tedirgin
448
유험
Macera
449
교류 문화 교류
Temas Kültürel değişim
450
갱년기
Menopoz, yaşlanma dönemi
451
생긴 대로
Göründüğü gibi, olduğu gibi
452
독학
Kendi kendini yetiştirmiş
453
속담
Atasözü
454
야간 주간
Gece saatleri Gündüz saatleri
455
+ 주당 - 시급 + 최저시급 - 최저임금 + 월급 - 연봉 + 알바 자리 - 일당
+ Haftalık - Saatlik ücret + Asgari saat ücreti - Asgari ücret + Aylık maaş - Yıllık maaş + Yarı zamanlı pozisyonlar - Günlük ücreti, günlük ödemesi
456
급여
Maaş, aylık, ücret
457
수당
Maaş dışında verilen para, karşılık, ikramiye
458
임금 체불
Ödenmemiş ücretler
459
임금이 세다 = 임금이 높다
Ücretler yüksek
460
일머리가 있다
İşe girince hemen işi anlayıp yapmaya başlamak
461
공부머리
Öğrenmede iyi olma
462
소질 재능 N에 소질이 있다
Bir kimsenin bir anlama veya yapabilme niteliği (doğuştan) Yetenek, kabiliyet
463
+ 구인 - 문의 + 구직
+ Meslekler, İş İlanları - Müracaat, başvuru + İş arama
464
변화하다 = 바뀌다
Deǧişmek
465
방안
Yol, yöntem; plan
466
Dört işlem 더하기 빼기 곱하기 나누기
Dört işlem Toplama Çıkarma Çarpma Bölme
467
+ 진중 - 진중하다 + 진중되다
+ Concentration, odaklanma - To focus, Oldukça önemsemek, değer vermek, odaklanmak + To be focused, be concentrated, odaklanmış
468
제출 제출하다
Submission, başvurma To submit, başvurmak
469
장학금
Scholarship, burs
470
과제
Homework, ödev
471
강의 강의하다
Lecture, kurs, ders To give lecture, ders vermek
472
앞두다
Face, have ahead, önde olmak, (özel gün ya da olay) beklemek
473
공지 공지하다
Notice, bildirme To notice, bildirmek, bildirim yapmak
474
교재
Material, eğitim materyalleri
475
+ 실직 - 실업자 + 실업 - 실업급여
+ İş kaybetme, işsizlik - İşsiz + İşsizlik - İşsizlik yardımları
476
낫다 나아요 + 낮다 낮아요 - 낳다 낳아요
+ Alçak, basık - Doğmak, doğurmak
477
과잔
İyi ki doğdun
478
철새
Göçmen kuşlar
479
인주시
Topik sınavında yer ismi sadece sınavda var
480
아늑하다
Çok rahat ve sıcacık
481
채용하다 = 뽑다
İşe almak, benimsemek
482
돌림자
Bir ailenin aynı kuşağına ait olan üyeleri için ortak olarak kullanılan adın parçası veya hecesi.
483
자격 자격증 자격증르 따다 V(으)ㄹ 자격이 없다
Yeterlilik, yetki, ehliyet, sıfat Ruhsatname, izin belgesi, ruhsat, lisans, sertifika Sertifika almak
484
인재
Yetenek, yetenekli kimse, yetenekli eleman
485
+ 대기 - 대기하다 + 대기자
+Bekleme - Beklemek + Bekleyen kişi
486
+ 입사 - 입사하다 + 퇴사 - 입사지원서
+ Şirkete girme - Şirkete girmek + İşten ayrılma - Başvuru formu
487
임시
Geçici
488
제공하다
Sunmak, arzetmek, vermek
489
형식적
Mesafe, resmi
490
통해
Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçme, uğramak, çıkmak
491
달래다
Avutmak,teselli etmek, yatıştırmak
492
범쥐
Suç, günah, suçlu
493
대행
Vekâleten atanma
494
빚다
(içki, mantı vb.,olay, sorun vb.) (içki, mantı vb.) yapmak ( güzelce yapmak); (olay, sorun vb.) yaratmak
495
+ 싫다 - 싫어하다 + 싫증
+ Sevmemek, beğenmemek (kendim hakkında söylerken, cümleyi ben kuruyorum) - Sevmemek, beğenmemek (başkası hakkında söylerken , cümleyi ben kuruyorum) + Usanç, usanma duygusu, bıkma
496
슬프다 슬퍼 하다
Dokunaklı, acıklı, üzgün (kendim hakkında söylerken, cümleyi ben kuruyorum) Dokunaklı, acıklı, üzgün (başkası hakkında söylerken , cümleyi ben kuruyorum)
497
돋우다
Yükseltmek, canlandırmak, kaldırmak
498
점장
Mağaza müdürü
499
환하다
Aydın; açık, belli
500
멋지다
Şahane, çok güzel, çok mükemmel, cool
501
용감하다
Atak, cesur, korkusuz, pek gözlü, yürekli
502
커다랗다
Kocaman, büyük
503
평소
Olağan zamanlar, normal günler, her zaman
504
지도하다
Birinin bir konudaki etkinliğine, çalışmasına yön vermek, birini yönlendirmek, yönetmek
505
집중하다
Yoğunlaştırılmış, yoğun, konsantre, derinleşmek
506
진로
Yol, rota
507
질문하다
Soru sormak, sormak
508
헷갈리다
Kafası karışmak, bulamamak
509
풍자
Fıkra, mizah, gülmece, gazete ve dergilerde genel başlık altında konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddî veya eğlendirici yazı
510
수험 수험표
Sınava girmek Sınav kimlik belgesi
511
간절하다
Çok istekli, arzulu
512
운전면허
Sürücü belgesi
513
인맥
Kişisel bağlantı
514
가족관계증명서
Aile ilişkisi belgesi
515
과태료
Para cezası, ek ücret
516
아이행복카드
Çocuk mutluluk kartı, iHappyCard
517
폭언 폭언하다
Sözlü saldırı, sözlü taciz Sözlü saldırıda bulunmak
518
부당 부당하다 ↔ 정당하다
Haksızlık, yolsuzluk Haksız, hak ve adalete uygun olmayan, Davası, iddiası, davranışı, dü- şüncesi doğru ve yerinde olmayan, Uygunsuz, Münasebetsiz ↔ Helâl, dinin kurallarına aykırı olmayan, helâl etmek
519
+ 해고 - 해고하다 + 해고되다
+ Azletme, af - Kovmak, işene son vermek + İşten atılmak, işten çıkarılmak
520
형관펜
Fosforlu kalem
521
색연필
Renkli kalem
522
각도기
Açıölçer, iletki
523
물감
Sulu boya
524
공책
Defter
525
스케치북
Eskiz defteri
526
Cetvel
527
컴퍼스
Pusula, pergel
528
파일
Dosya
529
크레파스
Crayon pastel, pastel boya
530
각 반
Her sınıf
531
교시
Ders saati, dönem, ders
532
최고 ↔ 최저
Maksimum, azami ↔ Asgarī
533
뜻긒다
Anlamlı
534
가습기 제습기
Nemlendirici Nem alma makinesi
535
안구 건조증
Göz kuruluğu
536
쏜살같이
Ok gibi, çok hızlı, gereksiz bir telâş ve ivedilikle
537
엊그제
Birkaç gün önce
538
당시
O zaman, sırasında
539
정들다
Alışmak, düşkün/bağlı olmak
540
제 2의 고향
İkinci evim
541
땅꺼짐 = 싱크홀
Heyelan = Çöküntü
542
개인의 취감 = 개취
Kişisel tercih
543
생황력
Yaşam gücü
544
해녀
Balıkçı kadınlar
545
그러려니 하다
İşte olan bu
546
기역력
Zihin, bellek
547
만설이다
Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak, yutkunmak
548
발이 넓다
Tanıdığı insan sayısı fazla olan, çevresi geniş
549
입이 무겁다
Ağzı sıkı
550
상식
Aklıselim, sağduyu
551
폭력
Şiddet, zorbalık
552
품부하다
Doğuştan yetenekli, nitelikli olmak; yetenekli, nitelikli doğmak
553
칠칠맞다
Mükemmel, smart; deft; quick, akıllı; hünerli; çabuk
554
(1-3 학년) – 저학년 (4-6 학년) – 고학년
Alt sınıflar Üst sınıflar
555
초등 – 초딩 중등- 중딩 고등- 고딩 + 급식 - 학식
+ İnternette kullanılan kelime ilkokul, orta ve lise öğrencisiyim demek (yemek yediklerin yerin adı aslında) - İnternette kullanılan kelime üniversite öğrenciyim demek (yemek yediklerin yerin adı aslında)
556
이성관계
İlişkiler, kadın ve erkek ilişkisi
557
본교 본인 본사
Okulumuz Kendi kendine Ana şirket
558
얼굴이 반쪽이 (뒤다)
Hastalıktan, yorgunluktan dolayı yüzün süzülmesi
559
학업
Okul çalışması, ders çalışması
560
뇌물
Rüşvet, yaptırılmak istenilen bir işte yasa dışı kolaylık sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak gizlice sağlanan çıkar
561
작성하다
Yazmak, write; fill in; draw up
562
인편
Kişinin aracılığı ile göndermek
563
조정 조정하다
Ayarlama Ayarlamak
564
내외
1) Yaklaşık 2) man and woman 3) inside and outside
565
손글씨
El yazısı
566
눈발이 날리다 눈이 평평 내리다
Kar taneleri uçuşuyor Kar normal yağıyor
567
평평 울다
Normal düz ağlamak
568
땅이 젖다
Zemin ıslak
569
물이 고이다
Su birikiyor
570
의태어 – 모양이 설명하는 것 의성어 – 소리를 설명하는 것
İnsan veya bir nesnenin hareketinin taklit edilerek oluşturulan sözcüklerdir Yansıma (dil bilgisi), tabiat seslerine benzer seslerle yapılan kelime, ses yansımalı sözler
571
풍덩- 풍덩하다 퐁당
Şiddetli şekilde suya düşme sesi Cumburlop, cumbadak
572
하마터면
Az daha, nerede ise, hemen hemen
573
+ 헛걸음하다 - 헛수고하다 + 헛살다 - 헛소리 + (발이) 헛디디다
+ Bir yere boşu boşuna gitmek yada gelmek - Boş çaba, heba + Boşuna yaşamak - Herze, saçma, hezeyan, sabuklama + Tökezlemek, ayağı yanlış (boş) yere basmak
574
면도하다
To shave, tıraş olmak
575
+ 끊기다 - 끊다 1) Kesmek (kesmek) 2) Koparmak, koparmak, kesmek; (의절하다) reddetme 3) Bağlantıyı kesmek, kesmek 술을 끊다 İçmeyi bırak 줄을 끊다 Bir ipi kesip 표를 끊다 Bir bilet satın al
+ Kesmek, koparmak - 1) Kesmek (kesmek) 2) Koparmak, koparmak, kesmek; (의절하다) reddetme 3) Bağlantıyı kesmek, kesmek İçmeyi bırak Bir ipi kesip Bir bilet satın al
576
해고당하다
Kovulmak
577
익명 실명
Adı bilinmeme, anonim Öz ad, isim
578
교사 임용 시험
Öğretmen alım sınavı
579
꽃이 피다 꽃이 지다
Çiçeklenmek Çiçeğin yapraklarının dökülmesi
580
얼죽아 억죽코
Kışın soğuğunda bile ice amerika gibi soğuk şeyler içmek, yemek Kışın soğuğunda bile fashion da vazgeçmeyen demek
581
허전하다
Boş ve yalnız, empty
582
형광 연두색
Floresan limon yeşili
583
내 집 마련의 꿈
Kendi evime sahip olma hayali
584
+ 임용교사 - 정교사 + 임시교사
+ Öğretmen atama - Tam zamanlı öğretmen + Geçici öğretmen
585
해설사
Yorumcu (genellikle tarihi yerler)
586
조리사
Aşçı
587
제빵 (사)
Ekmekçi, fırıncı
588
후보 경선
Aday Genel seçimde aday gösterilecek kişileri belirlemek için, parti üyesi olan belli sayıdaki delegelerin katılmasıyla yapılan seçim, seçim
589
헌법
Anayasa
590
틴핵
Meclis soruşturması, yüksek devlet memurunu meclis kararı ile mahkum etme
591
파면하다
Görevden alınmak, işten çıkarılmak, işten kovulmak
592
계엄
Sıkı yönetim; olağanüstü hal
593
공직
Kamu çalışanı
594
난자
Yumurta, bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre
595
응시하다 ↔ 결시하다
Sınava başvurmak, gözünü dikip bakmak ↔ Sınava girmemek, sınava katılmamak
596
전달 전달하다
Telefon, telgraf, televizyon, radyo gibi araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alış verişi, bildirişim, haberleşme, komünikasyon Nakletmek, bir yerden başka bir yere geçirmek
597
생존 생존 수영
Hayatta kalma Hayatta kalma yüzmesi
598
자신만만하다 자신감이 충만하다
Kendinden emin, kendine güvenen Kendine güven dolu
599
안정시키다 안정제
İstikrara kavuşturmak; yerleşmek; dengeye getirmek Sakinleştirici
600
엉망 엉망진창이다
Karışıklık, bozukluk Dağınık olma durumu, dağınık, düzensiz
601
정품 가품 반품
Orijinal ürün Sahte ürün Geri gönderme
602
철저하다 철저히
Mükemmel, eksiksiz, kusursuz Adamakıllı, baştan başa, enikonu
603
적당히
Yeterince, yeterli bir şekilde
604
장하다
1) Övülmeye layık, muhteşem 2) Ehliyetli, yetenekli
605
반응 반응하다
Tepki, bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce, dedikodu gibi tepki Tepki göstermek, yansımak
606
고마워하다
Minnettar kalmak
607
고통
1) Dışarıdan gelen bir etki ile veya bir hastalık dolayısıyla dış organlarda birdenbire duyulan bedenî acı, dert, üzüntü 2) Acı, aǧrı, aǧrık
608
미소
Gülümseme, hafifçe gülme, tebessüm
609
심정
Sevgi, duygulanım, yürek, keyif
610
괴롭다 괴로워하다
Feci, acıklı, yürekler acısı, trajik, bezginlik, usanç Canı sıkılmak
611
외롭다 외로움
Yalnızlıktan içi sıkılmış Yalnız olma durumu, yalnızlık, kimsesizlik
612
용서 용서하다
Af Suçunu bağışlamak, affetmek
613
자랑스럽다
Kıvançlı, övünç duyan, iftihar eden
614
순간
An, sıra, esna, bir şeye ayrılan
615
개코
İyi koku alan
616
주먹 만하다
Yumruk kadar
617
규모
Büyüklük; yapı; örnek, norm
618
장가가다 시집가다
(bir erkek) evlenmek (bir kadın) evlenmek
619
스팩을 쌓다
Özellikleri oluşturun
620
실시하다
Yürütmek; yürürlüğe koymak; uygulamak
621
다래끼
Arpacık (hastalık), stye
622
수염
Bıyık, sakal
623
결정적
Azimli, katî, kesin
624
화사하다
Göz kamaştıracak kadar güzel
625
사자성어
Hanca dörtleme
626
뻔하다
Belli
627
완주하다
Son hedef yerine kadar koşmak
628
맞장구
Uzlaşma
629
삐치다
Somurtmak, susarak, bazı hâl ve hareketleriyle küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruştuımak, surat asmak
630
+ 연착하다 - 지연되다
+ (uçak, tren vb) gecikmek, rötar yapmak - Gecikmek; ertelenmek
631
뻥튀기
Puffed snack, kabarık atıştırmalık
632
충족하다 충족시키다
Doldurmak; tatmin etmek İhtiyaçını karşılamak, yerine getirmek, tatmin etmek
633
졸혼
Evlilikten mezun olmak, yıllarca evlilikten sonra eşlerin kendi hayatlarını yaşaması
634
워라밸
Working (일) + Life (새 생활) + Balance (균형)
635
차별
Ayrımcılık
636
취업 준비생 – 취준생
İş arayan
637
막연하다 ↔ 구체적이다
Belirsiz; dayanağı olmayan ↔ Somut, gerçekliği algılanabilen, gerçek olarak var olan
638
생계
Geçim, geçinme yolu
639
칫솔
Diş fırçası
640
숨소리
Nefes sesi
641
유모차 – 유아차
Elle sürülen, küçük çocuk veya bebek arabası, puset
642
관현악단 오케스트라 지휘자
Orkestra Orkestra Orkestra şefi, maestro
643
겹치다
Çakışmak; bır şey üzerine başka bir şey konmak
644
또렷하다
Temiz, açık, belirgin, net
645
인종 인종차별
Irk, kalıtımsal olarak belirli Irk ayrımı
646
주목받다
Fark edilmek, dikkat çekmek (bu kelimeyi kesinlikle bil)
647
친숙하다 = 낯익다 ↔ 낯설다 = 생소하다
(ilişki) samimi, yakın, aşina, tanınan, bilinen ↔ To be unfamiliar, tanınmayan, bilinmeyen, tanıdık olmayan
648
모래 모래시계
Kum Kum saati
649
시간을 재다
Zamanı ölmek
650
타조
Devekuşu
651
비유하다
Benzetmek
652
외면하다
Yüz çevirmek
653
Hasım, düşman, vakit, zaman, başından geçen olay, tecrübe
654
감각 여자의 육감 유머 감각이 많다
Duyarlık, duygu, duyu, duyum Bir kadının altıncı hissi Harika bir espri anlayışına sahip olmak
655
액자
Çerçeve
656
드러내다 = 보여주다 = 나타내다 ↔ 감추다
Göstermek, belirlemek, ileri sürmek, ortaya çıkartmak, meydana getirmek ↔ Bir durumun, bir olayın anlaşılmasına engel olmak, gizlemek, perdelemek
657
상징하다
Simgelemek
658
텅장 (텅 비다)
Boş (banka hesabının olması anlamında bugünler kullanılan kelime)
659
텃새
Yerleşik kuşlar
660
장거리 → 근거리 단거리
Uzun mesafe → Kısa mesafe, yakın mesafe Kısa yol, kısa mesafe
661
휩쓸리다
Kapılmak, kapılmak işine konu olmak, sürüklenmek
662
작가
Bilim edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse, yazar, romancı
663
작품
Sanatçının ortaya koyduğu ürün, yapıt, eser
664
진달래꽃
Açelya çiçeği
665
소설가
Roman yazarı, romancı
666
최초로 = 처음으로 최초
En baştan, evvela İlk, ilk defa, başlangıç
667
보안
Güvenlik; emniyet
668
동상
Soğuktan donma
669
기상청 기상 악화
Hava durumu merkezi Kötüleşen hava koşulları
670
여진
Artçı deprem
671
남극 북극
Güneykutbu, Antarktik Kuzeykutbu, Arktik kutup
672
몸을 데우다
Vücudu ısıtmak
673
비록
Gerçi, her ne kadar, ise de Genellikle 지만ile beraber kullanılır
674
겹겹
Katmanlar
675
바깥쪽
Dış, dışarı
676
찬바람
Soğuk rüzgar, serin rüzgar
677
내세우다
(bir kimseyi) öne çıkarmak birisini temsil ettirmek
678
이어지다 구매를 이어지다
Baǧlanmak Satın almaya devam etmek
679
기대에 미치지 못하다
Beklentilerin altında kalmak, beklentilerin karşılanmaması
680
차라리
Tercihen, yeğ tutarak
681
수요 공급
Talep, istek, rağbet Arz, sunulan şey, piyasaya mal çıkartma
682
돈벌이에 급급하다
Para kazanmaya istekli olun
683
복제품
Replika
684
행태
Tavır, tutum, davranış
685
소방관 소방차
İtfaiyeci İtfaiye aracı
686
여당 야당
İktidar partisi Muhalefet partisi, hükümet kurmaya katılmamış parti
687
구름 관중
Bulut izleyicileri
688
몰리다
Bir araya çekilmek, bir tarafa kovalanmak; kovalanmak; zorla (suç) yüklenilmek
689
엉금엉금
Yavaş yavaş yürüme
690
거래
İşlem
691
남아 선호 사상
Erkekler lehine fikirler
692
골목 대장
Sokak lideri
693
당사자
İlgili kişi, muhattap
694
상견례
Buluşma, tanışma, sözlenmek
695
가풍
Aile geleneği
696
떨어져 살다
Ayrı yaşamak
697
뼛속까지
Kemiklere kadar
698
+ 간병하다 - 간병인 + 간병 보험
+ Bakıcılık yapmak - Hasta bakıcı, refakatçi + Bakım sigortası
699
겸사겸사
1) Hem ... hem de ..., yanı sıra 2) Birkaç işi aynı anda yapma
700
어머니의 날 5월 둘째 일요일 아버지의 날 6월 샛쨔 일요일
701
먹는 척하다
Yemek yiyormuş gibi yapmak
702
실수로 삼키다
Yanlışlıkla yutmak
703
위 세척
Mide yıkama
704
관장약
Lavman
705
위내시격 대장내시격
Gastroskopi Kolonoskopi
706
역류 역류성 식도염
Ters akıntılar (burun kanamasının başlaması ama kan akışının göze doğru ters akıntı yapması) Reflü yemek borusu iltihabı
707
혈액형
Kan grupları
708
체온계
Termometre
709
혈압계
Tansiyonu ölçme aleti
710
체중계 = 몸무게 (몸무게를 재다)
Tartı, baskül
711
발열
Humma, ateşli hastalık, sıtma
712
생리통 생리전 증후군 생리혈
Adet krampları Adet öncesi sendromu Adet kanı
713
근육통
Kas ağrısı
714
열 미열 고열
Ateş Hafif Ateş Yüksek Ateş
715
악명 악명이 높다
Kötü ün Kötü şöhretli
716
애지중지하다
Aşırı derecede sevgi ve özen göstermek
717
통증
Hafif ve ince ağrı, acı
718
응급실 응급상황
Acil servis Acil durum
719
퍼지다
Yaygın duruma gelmek, yaygınlaşmak, yayılmak
720
복용하다
İlaç almak (이 악을 하루 세 번, 식사 후 30분 이내 복용하세요)
721
질병
İllet, hastalık, hastalık derecesine varan alışkanlık
722
피부병
Deri hastalığı, cilt hastalığı
723
앓다
Acımak, aǧrımak, hastalanmak
724
부적절하다 적절하다
Ölçüsüz olmak, uygun olmamak Ölçülü olmak, yerinde olmak
725
맞고 틀리다
Doğru ve yanlış
726
옳고 그르다 옳고 그름을 따지다
Doğru ve yanlış Doğruyu yanlıştan ayırt et
727
바른 자세
Doğru duruş
728
텃세 텃세를 부리다
Bölge, toprak kiralama ücreti İddialı olmak, örneğin yıllardır birilerinin yaşadığın mahalleye taşındığında kabul görmeme olarak da kullanılır
729
채혈 (혈액 검사) = 피를 뽑다
Kan alma
730
소송 소송을 걸다
Dava, duruşma Dava açmak
731
꿰매다 바느질하다 봉합 수술
Dikmek, dikiş atmak (수술) Dikiş dikmek Dikiş ameliyatı
732
+ 머리가 지끈지끈 아프다 - 지끈지끈하다
+ Başım çok ağrıyor. - Acı; ağrı, başın veya vücudun diğer kısımlarının sürekli olarak sanki dürtülüyormuş gibi ağrıması veya zonklaması.
733
빈혈
Kansızlık
734
핑 돌다
Geri bildirim
735
생얼 = 맨얼굴
Ham yüz, çıplak yüz
736
민낯 민낯을 드러나다
Çıplak yüz Çıplak yüzünü göster
737
민달팽이
Sümüklüböcek
738
+ 응석을 받아주다 - 애지중지하다 + 오냐오냐하다
+ Çocukların büyüklere yaptığı çocukça bir davranış kabul et - Aşırı derecede sevgi ve özen göstermek + Aşırıya kaçmak, bir çocuğu şımartmak ve onun arzularına veya kaprislerine boyun eğmek.
739
사망 신고
Ölüm raporu, ölüm bildirimi
740
전입 = 전출 전입 신고
Taşınma Adres değişikliği bildirimi
741
장려하다
Teşvik etmek
742
+ 조산아 = 이른둥이 - 늦둥이 + 막둥이
+ Vaktinden önce, erken doğmuş bebek - Bir kadının çok ileri yaşlarda doğurduğu çocuğa edilen sevimli bir hitap. + En son doğan çocuk
743
제철음식
Mevsimsel yiyecek
744
서민
Halk; orta direk
745
빈곤층
Fakir, yoksullar, geçimini sağlamakta güçlük çekenler
746
옷차림
Kılık, bir kimsenin giyinişi
747
현실적 = 현실형
Gerçekçi
748
후부
Arka, arka kısım
749
유세 = 선거유세
Seçim kampanyası
750
연년생
Birer yaş arayla çocuk doğurma ve ya o çocuklar.
751
체력 체력을 기르다
Kuvvet, güç Dayanıklılığı arttırmak
752
딩크족 (아이 없는 맞벌이 부부)
Double Income No Kids DINK
753
중도입국자녀
Çocuklar
754
신분
Hüviyet, kimlik
755
안락의자
Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
756
생명 = 목숨 목숨을 걸다 생명체
Yaşam, hayat, can, ömür Hayatını tehlikeye atmak Can, canlı varlık
757
혼인관계증면서
Evlilik belgesi
758
민원
Şikayet
759
미생물
Mikrop
760
소란스럽다
Gürültülü, gürültüsü olan
761
쫓다
Kovmak; takip etmek
762
분노
Gazap, öfke, kızgınlık, hiddet
763
집순이 집돌이
Dışarıya çıkmayıp evde vakit geçirmeyi seven kadın Dışarıya çıkmayıp evde vakit geçirmeyi seven erkek
764
충동 구매
Dürtüsel satın alma
765
품절 임박
Neredeyse tükendi
766
중고 옷
İkinci el giysiler
767
지성 ↔ 무지성
1) Akıl 2) An, zihin, canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerin bütünlüğü ↔ Cehalet
768
+ 재고 - 입고
+ Stok, bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü, istif - Ürünün tekrar mağazada satışa sunulması
769
식물 식물학자
1) Yemek, gıda maddeleri 2) Bitki Bitki bilimci, botanikçi
770
선반
Raf, üstüne öte beri koymak için duvara veya dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş
771
1) Pop 2) Gently 3) Sharply
772
펼치다
Germek, (Kol, bacak için) uzatmak, yaymak
773
왈칵
Aniden, all of a sudden
774
적히다
Yazılmak
775
빼국히
Yoğun, kalabalık
776
흔적
İz, leke, belirti
777
수필 (에세이)
Deneme yazısı
778
꽃말 꽃씨
Çiçek anlamları Çiçek tohumu
779
꽃망울
Gonca
780
줄기 줄기세포 세포
Sap (Gülün dikenli sapı) Kök hücre Hücre
781
무순
Turp filizi
782
재생
İhya, canlandırma, çok iyi duruma getirme
783
싹이 트다
Filizlenmek
784
+ 돋다 - 소름 돋다
+ (güneş,filiz) (güneş) Doğmak; (filiz) Çıkmak 닭살이 돋다 Tüyleri diken diken olmak. - 1) Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen anî titreme 2. (Idiom) Ürpermek
785
살이 트다
Şişmanlamak
786
때맞추다
Aynı zamanda, zamana uyarak yapma halletme
787
여리다
Kolaylıkla bükülen, yumuşak
788
길쭉하다
Uzun, uzunca
789
홀쭉하다
Zayıf olmak, küçük olmak
790
+ 굵다 - 굵어지다
+ Kalın, uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan - Kalınlaşmak, kalın duruma gelmek
791
똑같다
Tamamen aynı
792
+ 반려동물 - 반려식물 + 반려자
+ Evcil hayvan - Ev bitkileri + Eş, yardımcı
793
햇빛이 들다 남향
Güneş ışığı Güneye doğru
794
싹쓸이
Süpürme
795
노리다
Kollamak, (Geçişli fiil) olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek
796
기지개
Gerinme
797
기한
Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için gösterilen süre, vade, mühlet
798
요소
1) Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler, veri, birim 2) Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde, üre
799
구도
Kompozisyon (görsel sanatlar)
800
동적인 ↔ 정적인
Dinamik ↔ Durgun, sakin
801
생동감
Canlandırma
802
대각선
Köşegen
803
한편
Bir taraftan; öte yandan
804
삼각형
Üç tepe noktası, üçgen
805
연장자
Yaşça büyük kimse
806
중안
Merkezi göz
807
전략
Strateji, önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol
808
재현하다
Tekrar meydana gelme, yeniden doğuş
809
현자화
Localization, yerelleştirme
810
기호 기호식품
Zevk için yapılan çaba, ilgi, merak, işaret, belirti, emare Yemek tercihleri
811
운반하다
Getirmek, götürmek, nakletmek
812
적정량 적정하다
Uygun miktar Yerinde olan, uygun, adil, adaletli
813
조마조마하다
Korkmak, heyecanlanmak
814
전신마취
Genel anestezi
815
발바닥
Ayak tabanı
816
약정
Sözleşme, akit
817
공 기계
Hava ölçer
818
인공 조미료
Yapay tatlandırıcı
819
필요조건 충분조건
Zaruret, mecburiyet, zorunluluk Yeterli koşul
820
제조하다 제조업
Yapmak, gerçekleştirmek, oluşturmak, ortaya koymak, meydana getirmek Endüstri
821
빈약하다
Zayıf; yoksun; eksik
822
가운
Cüppe, önlük
823
세균 병균
Mikrop, bakteri Bakteri
824
사이비
Sahte
825
괴로워하다
Canı sıkılmak, kıvranmak
826
현상
Vakıa, olgu, olay
827
주제어
Konu kelimeleri
828
애기 장대
Bebek direği
829
각종
Herçeşit
830
해독 해독하다
1) Şifre çözme 2) Okuması yazması olma 1) Çözümlemek 2) (Zor bir parçayı vb. okuyup) Yorumlamak
831
완료되다
Tamamlamak, bitirmek
832
분포하다
Daǧılmak
833
곤충 벌레
Haşere, böcek Böcek
834
재배도
Yetiştirme, tarım haritası
835
지시어 (가리키는 말 – 이-그-저)
Direktif, bebeklerin 12 ile 18 ay arasında parmakları ile gösterip iletişim kurması
836
대화하다
...ile konuşmak; ...ile diyalog kurmak
837
무렵에
(zaman) …civarında, …sıralarında
838
기족하다
Tatmin olmak
839
배제하다 ↔ 포함하다
İhraç etmek, dışında bırakmak
840
선비
Alim, Bilgin
841
첨부하다
Eklemek
842
서지학적
Bibliyografik
843
방대하다 Cesametli, sınırsız, kocaman
Cesametli, sınırsız, kocaman
844
서적
Kitap
845
독성
Zehirli
846
효소
Maya, enzim
847
분해 분해되다
Sökme; bölme; çözme Parçalanmak, ayrılmak, sökülmek
848
배설물
Dışkı
849
행성
Gezegen, planet
850
태양계
Güneş sistemi, güneşle gezegenlerin oluşturdukları dizge
851
소행성
Küçük gezegen. Asteroit
852
천문학적 가치
Astronomik değer
853
광물
Maden, mineral
854
예성하다 = 예성되다
Tahmin etmek
855
채취하다
Collect; gather, toplamak
856
탐사
1) Araştırma 2) Arayış
857
머무르다 눈의 단계에 머무르다
(bir yerde) kalmak, durmak Göz hizasında kalmak
858
기울 노력을 기울이다
Eğim Çaba sarf etmek
859
경기 침체
Durgunluk
860
매출
Satış, satma
861
불확실하다
Belirsiz, uncertain
862
악순환
Kısır döngü, aynı olumsuz sonucu veren, çözüm getirmeyen durumların tekrarlanması, sürdürülmesi
863
혈액순환
Deveranıdem, kan deveranı, kan dolaşımı
864
되풀이되다 (다시 반복)
Tekrarlamak
865
비합리적
Akılla kavranamayan, us dışı, akla yabancı
866
억지로 V
Zoraki, istemeye istemeye, istemeyerek
867
덜 반응하고 덜 화내고 덜 판단하라
Daha az tepki ver, daha az öfkelen, daha az yargıla
868
마음이 다스리다 (control) 다스리다
Zihin control et Yönetmek, idare etmek, saltanat sürmek, hüküm sürmek
869
즉각적
Hemen
870
입덧
Hamilelerde sabah bulantısı, hamilelerde bulantı
871
뜸 들이다
Duraklama Örneğin yemek piştikten sonra yemeğin dinlenmesi gibi, bir yapsam mı yapmasam mı gibi düşünüp beklemek
872
진밥 ↔ 된밥
Wet cooked rice ↔ Hard-boiled rice
873
식감
İştah, damak tadı
874
빗길
Yağmurlu yol
875
풍미 풍미가 좋아진다 / 높아진다
Lezzet, ağız yoluyla alınan tat, kişinin iyi huyu
876
가하다 가해지다
İlave etmek, eklemek Maruz kalmak, uygulamak
877
섬유 섬유유연제
İplik, pamuk Yumuşatıcı deterjan
878
의존도
Bağımlılık
879
위자료
Tazminat
880
고졸 대졸 대졸자
Lise mezunu Üniversite mezunu Üniversite mezunu
881
자폐
Otizm
882
소아 청소년과
Çocuk Hastalıkları
883
검정 검정고시
Siyah, kara Yeterlilik sınavı
884
물리치료사
Fizyoterapist
885
시원시원하다
Canlı, enerjik, rahatlatıcı
886
두상 = 머리 통 모양
Başın üstü
887
순산 난산
Fazla sıkıntı çekmeden doğum yapma Zor doğum
888
기초다지기
Temel atma
889
개명
1) Adını Değiştirme, yeniden İsim Vermek 2) Uygarlık, aydınlanma
890
뛰떨어지다
Geride kalmak
891
문해력
Okuryazarlık
892
사흘 = 3일
Üç gün
893
금일= 오늘
Bugün
894
불리하다 ↔ 유리하다
Handicap; elverişsiz ↔ Faydalı, yararlı
895
공결 (출석인정)
Katılım onayı
896
눈에 멀어지며 마음에서도 멀어진다
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur
897
엄격
Ciddilik, ciddiyet, sıkı disiplin
898
어긋나다 [어근나다]
1) Yerinden çıkmak; yerinden oynamak 2) Ters yönde hareket etmek; karşı gitmek 3) Yabancılaşmak; yabancılaşmak; düşmek 4) Birbirini geçmek
899
대우
Şart
900
체 (막히다 – 미루다) + 연체 - 정체
+ Gecikme - Durgunluk
901
거식증 ↔ 폭식증
Yemek yememek, çok az uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bozukluk. Anoreksiya ↔ Oburluk, çok yemek
902
정학
Okuldan uzaklaştırma
903
체불되다 = 밀리다 체불하다
(maaş, ücret vs) Ertelenmek (maaş, ücret vs) ertelemek
904
Çin’e göre burçlar Doğduğun yıla göre hayvanların genel adı
905
……사전에 ……말은 없어요
………sözlüğünde ……..kelime yok Ör. Benim sözlüğüm başarısızlık kelimesi yok
906
식빵 찐빵
Somun ekmek Buharda pişmiş çörekler
907
첨가물 – 식품 첨가물
Eklenti, katkı
908
동밀 = 호밀
Tam buğday, çavdar
909
섭취하다
(Gıda ve kalori) Almak, yemek
910
꾸덕꾸덕하다
Dürtmek, gürültülü
911
견과류
Kuruyemiş
912
철분 엽산
Demir içeriği Folik asit
913
영양사
Diyetisyen
914
인수인계
Bir başkasının görevini üstlenme, görevi devralma
915
순위
Sıra, rütbe
916
요약
Özet, bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz
917
급격히
Ansızın; birdenbire
918
법을 어기다 법을 지키다
Yasaları çiğnemek Yasalara uymak
919
오히려 좋아
Oldukça iyi, ben bunu oldukça beğeniyorum
920
반복하다
Yinelemek, tekrar etmek, tekrarlamak
921
상사
Benzeme, benzeşim
922
위약 위선자
Sözünde durmama İkiyüzlü kimse
923
찍히다
Bastırılmak, kertilmek
924
소수민족 단일민족
Azınlık Tek etnik grup
925
혐오
Nefret, nefret etmek
926
묻지마 범죄
Suçu sorma
927
금주하다 금연하다
Alkolden uzak durmak Sigarayı bırakmak
928
직구 해외 직구
1) Hızlı top 2) Doğrudan satın alma Yurtdışından doğrudan satın alma
929
또래 또래집단
Yaşıt, yaşdaş, aynı yaşta olan Akran grubu
930
이행하다
(Söz, görev vb.'i) Yerine getirmek
931
고용노동부
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
932
초과 근무
Fazla mesai
933
언어 폭력
Sözlü taciz
934
회식 강요
Şirket yemeğine zorlamak
935
성희롱
Cinsel taciz
936
독수리 타법
Kartal vuruşu
937
흑백 흑백 사진
Siyah-beyaz Siyah beyaz fotoğraf
938
내성이 생긴다
1) Tolerans oluşturmak 2) Bağışıklık
939
나트라 케어 이녀시아
Natra Bakımı Inesia – ped markası
940
피부 가극
Cilt tahrişi
941
마음에 빚다
Birinin kalbine borçlu olmak, kalbe kalıp
942
압박감 압박하다
Basınç 1) Baskı yapmak 2) Cebretmek 3) Ezmek
943
+ 다투다 - 다툼 + 말다툼하다 - 시간을 다투다
+ Kavga etmek, tartışmak, çekişmek - Çekişme, kavga, sert tartışma + Tartışmak, atışmak; kavga etmek - Zamana karşı yarış
944
물건을 쓰고 제자리에 안 두다
Eşyaları kullanmak ve onları yerine koymamak
945
그대로 인정
Olduğu gibi kabul et
946
밀치다
İtmek
947
+ 교통사고를 내다 - 교통사고를 당하다 + 사고가 나다 - 사고를 치다 + 사기를 치다
+ Trafik kazası öngörmek - Trafik kazası yapmak + Kaza yapmak - Kazaya neden olmak + Dolandırmak
948
+ 자연분만 - 제왕절개
+ Normal doğum - Sezaryen
949
무통주사
Ağrısız enjeksiyon
950
일교차
Bir günde en yüksek hava derecesi ile en düşük derecesi arasında fark
951
놓치다
Kaçırmak, kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak, bir işi belirlenen zamanda yapmamak
952
별일
Belli bir iş
953
몰라보다
Tanımamak
954
멀어지다
Uzaklaşmak, yabancılaşmak, ayrılıp uzağa gitmek
955
Ön, yan, birlikte olma
956
맞이하다
Karşılamak
957
별명
Özelliğini belirtmek üzere sonradan takılan adı, lakap
958
맺다 맺히다
Kurmak, bağlamak, iş bitirmek Düğümlenmek, bağlanmak
959
무관심 무관심하다
İlgisizlik, ilgisiz olma durumu, ilgi göstermeme durumu İlgisiz, aldırmaz, umursamaz, kayıtsız
960
어기다
Bozmak, kurala uymamak
961
관태기 책태기
Terk etmek Kitap okumayı terk etmek
962
신조어
Yeni üretilen kelime
963
맨날 = 만날 (Bu kelime orijinali ama söylene söylene 맨날 olarak kullanılmaya başlamış)
Hergün
964
체질
Beden yapısı, bünye
965
곱씹다 되씹다
1) Üzerinde düşünmek 2) Tekrar tekrar çiğnemek Yeniden çiğnemek, geçmişte olan bir şey üzerine kafa yormak, düşünmek
966
허튼소리
Safsata, zırva
967
요즘 들어
Bu günlerde
968
심지어
Daha fena olan, hatta
969
뒷조사를 하다
Biraz araştırma yapmak
970
미행하다
Gizlice takip etmek
971
도청장치 GPS 추적
Dinleme cihazı GPS takip
972
육감
Altıncı his
973
증거를 잡아
Kanıtları toplamak
974
유책 배우자
Suçlu eş
975
재산분할
Mülkiyetin bölünmesi
976
청구 소송
Tazminat davaları
977
황당하다
İmkânsız, saçma, gülünç
978
외박
Gece dışarıda kalma, gece dışarıda yatma
979
이중언어 이중국적
Çiftdillilik Çifte vatandaşlık
980
이북음식
Kuzey Kore yemeği
981
비린내
Balık kokusu
982
시래기
Şirataki, Japon eriştesi
983
한 손 (고등어 한 손)
Bir el (bir el uskumru), uskumru alırken böyle söyleniyor)
984
손질하다
Onarmak, tamir etmek; düzeltmek
985
지느러미 내장 아가미
Yüzgeç Ciǧer Solungaç, suda yaşayan hayvanların solunum organı
986
잡내 (냄새)
Kötü bir koku (yiyeceklerde)
987
참치액 꽃계액
Ton balığı özütü, ton balığı likörü Çiçek sıvısı
988
+ 굴소스 - 육수 + 코인육수
+ İstiridye sosu - Genellikle et,balık veya sebzelerin haşlanmasıyla elde edilen su, haşlama suyu + Madeni Para Suyu
989
+ 알룰로스 - 올리고당
+ Allüloz (Alüloz, nadir bulunan bir şeker türüdür ve fruktozun bir epimeridir.) - Oligosakkarit (Oligosakkaritler, 3 ile 10 arasında monosakkarit (basit şeker) molekülünün glikozit bağı ile birbirine bağlanmasıyla oluşan kısa zincirli karbonhidratlardır. Bu yapı, bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunabilir veya enzimler yardımıyla daha büyük karbonhidratlardan elde edilebilir.)
990
원당
Ham şeker
991
자작하다
Kendi başına içki içmek
992
다짐육 (간 고기)
Kıyma, öğütülmüş et
993
동물성 식물성
Hayvansal, hayvandan elde edilen Bitkisel
994
단백질
Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, protein, albümin
995
탄수화물
Karbonhidrat
996
섬유질
Liften oluşan madde, lif
997
옷차림 옷차림이 단정하다
Kılık, bir kimsenin giyinişi, giyim, üst baş, kıyafeti İyi giyimli
998
푸다 (푸 + 어 = 퍼요)
(su vb.) çekmek
999
+ 단식 - 금식 + 절식
+ Yemek yemeği durdurma, oruç tutma - Dini amaçlı oruç + Sağlığı korumak, diyet, perhiz
1000
사찰음식
Tapınak yemeği
1001
과(일)식
Meyve diyeti
1002
생식
Üreme, üremek durumu