All Words 05 Flashcards

(1000 cards)

1
Q

장부(기)

A

1) İşletme defteri, yalnız gelir ve giderlerin yazıldığı defter
2) Mert, yiğit

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
2
Q

숨이 죽다

A

Nefesini tutmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
3
Q

쓴맛

인생의 쓴맛

A

Acı, burukluk

Hayatın acısı

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
4
Q

아침밥

A

Kahvaltı

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
5
Q

버섯

A

Mantar

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
6
Q

간편하다

A

Basit, uygun, convenient, elverişli

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
7
Q

썩다

A

Çürümek, boş yerde beklemek, işlemez, çalışmaz durumda kalmak, yatmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
8
Q

뚜껑

A

1) Kapak, her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne: Şışe kapağı
2) Kitap, defter gibi şeylerin en üstüne geçirilen kılıf

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
9
Q

양념

A

Baharat

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
10
Q

공사

공사하다

A

İnşaat

İnşa etmek

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
11
Q

실내

A

Oda içi, salon içi

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
12
Q

돌려 깎아 썰기

A

Çevirin ve dilimleyin

○ Turp ve havuç gibi malzemeleri uygun uzunlukta silindirlere kesip rulo gibi ince uzun şeritler haline getirme yöntemidir.

○ Uzun şeritler keserken kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
13
Q

통 썰기

A

Her şeyi dilimlemek

○ Havuç, tatlı patates gibi sebzelerin yatay kesilip paralel şekilde doğranması yöntemidir.

○ Yuvarlak hale getirilerek çeşitli kızartmalarda, kreplerde vb. kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
14
Q

채썰기

A

Dilimleme

○ Bu, turp ve havuç gibi sebzeleri uzunlamasına ince, iplik benzeri şeritler halinde kesme yöntemidir.

○ Soteli sebzeler ve sote sebzeler gibi çeşitli yemeklerde kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
15
Q

막대(스틱) 썰기

A

Çubuk Dilimleme

○ Turp ve salatalık gibi malzemeleri 5~6 cm uzunluğunda ve her biri 7~8 mm olan çubuk şekillerine kesme yöntemidir.

○ Kızartma ve soteleme için kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
16
Q

반달썰기

A

Yarım ay dilimleme

○ Turp, patates ve tatlı patates gibi sebzeleri uzunlamasına yarım ay şeklinde dilimleme yöntemidir.

0 Bu, önceden kesilmiş sebzeleri yarım ay şeklinde dilimleme yöntemidir ve genellikle buharda pişirilen yemeklerde, bibimbaplarda vb. kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
17
Q

깍둑썰기

A

Küp küp doğranır

○ Düz bir yüzeye yatay olarak kesilir, doğranır ve birbirine paralel olacak şekilde parçalara ayrılır, böylece parçalar yaklaşık olarak dikdörtgen olur.

○ Turp kimçisi veya sote yemeklerinde çok kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
18
Q

어슷썰기

A

Dilimleme

○ Bu, uzun parçaları çapraz olarak bir tarafa kesme yöntemidir.

○ Genellikle salatalık ve yeşil soğan gibi uzun ve ince malzemeleri uygun kalınlıklarda kesmek ve çorbalara veya sotelere koymak için kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
19
Q

곱게 썰기

A

İnce dilimleme

○ Bu, malzemeyi şeklini koruyarak 3~5mm kalınlığında eşit parçalara kesme yöntemidir.

○ Esas olarak yeşil soğan gibi ince malzemeleri uçlarından dilimleyerek garnitür olarak kullanılır.

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
20
Q

+ 친부모

  • 시부모

+ 친정부모

A

+ Öz anne baba

  • Kayınvalide - kayınpeder (gelin için)

+ Evli kadının kendi baba evi

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
21
Q

넘치다

A

Kabarmak, taşmak

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
22
Q

최저기온

최고기온

A

En düşük sıcaklık (yaz ayları için – 25 derece baz alınıyor)

En yüksek sıcaklık

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
23
Q

열대야

A

Tropikal gece

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
24
Q

장마(철)

장맛비

A

Yağmur mevsimi, haziranın sonundan ağustosun başına kadar süren yağmurlu dönem

Yaz yağmuru

How well did you know this?
1
Not at all
2
3
4
5
Perfectly
25
후텁지근하다
Sıcak, nemli, bunaltıcı ve yapışkan hava (기온 + 습도 )
26
폭염 폭염 주의보
Sıcaklık dalgası, bunaltıcı sıcak Sıcak hava dalgası uyarısı
27
태풍
Tayfun, şiddetli kasırga
28
소나기 소낙비
Sağanak Yaz yağmuru
29
찜기 찜통 찜통더위
Buharlı piştiği (makine) Buharlı Pişirici Bunaltıcı (kaynayan) sıcaklık, bunaltıcı
30
무덥다 무더위
Rutubetli ve sımsıcak Rutubetlilik ve sımsıcaklık
31
계곡 물놀이
İki dağ arasındaki geçit, vadi, koyak Su oyunları
32
과육 과즙
Meyve kabuğu Meyve Suyu, Nektar
33
안빢
İçeri ve dışarı
34
특보
Özel haber, önemli ve ekspres haber
35
편년
Kronoloji
36
정망
Çevre
37
온열 온열질환 질환
Sıcaklık Sıcaklık hastalığı Hastalık
38
냉방병
Klima hastalığı
39
텃밭
(Eve yakın olan) bahçe, bostan
40
+ 해롭다 - 이롭다 해충 ↔ 익충
+ Zararlı - Yararlı, karlı Haşarat ↔ Böcek
41
짝짓기
Çiftleşme
42
+ 센불 - 중간불 + 약한불
+ Yüksek ısı (Ocakta, yemek pişirme ısısı) - Orta ısı (Ocakta, yemek pişirme ısısı) + Düşük ısı (Ocakta, yemek pişirme ısısı)
43
핏물
Kan
44
식용유를 두르다
Kızartma yağı ekleyin
45
거품을 걷어 내다
Köpüğü dışarı at (yemek pişerken)
46
쪽파
Yeşil soğan
47
고사리
Eğrelti Otu
48
조미료
Sos, bazı yemeklerin üzerine dökülen domates, baharat
49
반죽
Hamur, unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu
50
상승세
Yükseliş Trendi, yükseliş
51
완만하다 가파르다
Acelesi olmayan, yavaş yavaş Yalçın, dik, sarp
52
가마솥 더위
Kazan Sıcaklığı (Bugünler de havanın çok sıcak olduğu tanımlarken kullanılıyor)
53
건면
Kurutulmuş erişte (Ramen deki erişte, sağlık için zararlı)
54
살짝
Hafifçe, gizlice
55
옥살산
Oksalik asit
56
들기름 들깨가루
Perilla yağı Öğütülmüş perilla tohumu, perilla unu
57
귀촌하다
Memlekete, köye dönmek
58
가락지 = 반지
Yüzük
59
밥솥
(pilav pişirmek için) tencere
60
연근
Lotus kökü
61
묵은지
Eski kimçi
62
오락가락하다
Sürekli gelip gitmek
63
명태 동태 황태 북어 코다리
Pollack, kuzey atlantikte bulunan morina benzeri bir tür balık Yukarıdaki yenen bir şekli Yukarıdaki yenen bir şekli Yukarıdaki yenen bir şekli Kodari fish
64
도화지
Çizim kağıdı, resim kağıdı
65
줄자
Mezura, metre şeridi
66
도덕
Ahlāk, adabı muaşeret, adabıumumiyet
67
턱걸이 턱걸이로 합격했다 (겨우, 힘들게, 간신히)
Barfiks Barfiks kafamız çekiyor vücut geçiyor ya bu yüzden zar zor geçtim anlamında kullanılıyor
68
퇴화
Dejenerelik, soysuzluk
69
피구
Yakar top, dodgeball
70
입국심사
Göçmenlik denetimi
71
골치 아프다
Belalı, sıkıntılı
72
만삭되다 산달
Karnı burnunda olmak Doğum ayı
73
산모 베개 모유 수유 쿠션
Hamile yastığı Emzirme yastığı
74
양성과정 “규사” 양성과정
Biçimlendirici Eğitimler
75
소득수준
Gelir düzeyi
76
한달 - 초순 (1 - 10) 중순 (11 - 20) 하순 (21 - 31)
Ayın ilk on günü, ayın ilk günleri Ayın orta günleri Ayın son günleri
77
유산균
Probiyotik
78
율/률 Kuralları
율 – ㄴ ve sesli ile bitenlerde kullanılır 출산율, 환율, 비율 률 – Diğerleri bununla kullanılır 합격률, 시청률
79
출마하다
Aday olmak, adaylıǧı koymak
80
경제적 여유 시간 여유
Ekonomik hareket alanı Boş zaman
81
동문서답 우문현답
Soruya alakasız cevap vermek Aptalca bir soru ve akıllıca bir cevap
82
희망자
Gönüllü
83
병설 유치원
Bağlı anaokulu yani ilkokul ile aynı binada ya da aynı yerde olan anaokulu
84
견출지
Kaynakça
85
노산
Eski dağ
86
도둑 도둑맞은 집중력
Hırsız, birinin herhangi bir şeyini çalan kimse Çalınan konsantrasyon
87
태교 태명
Doğum öncesi eğitim Anne karnındaki bebeğe verilen ad. Göbek ad
88
도토리
Meşe ağacının meyvesi, palamut, pelit
89
참관하다
Yerinde incelemek; ziyaret etmek
90
모닥불 모닥불을 피우다
Açık havada yakılan ateş, şenlik ateşi Şenlik ateşi yakmak
91
불멍하다 물멍하다 눈멍하다
Ateşe bakarak durmak, düşünceye dalmak Suya bakarak durmak, düşünceye dalmak Göz dalması
92
무념무상
Hiçbir düşünce, hiçbir duygu
93
가리다 우승자 가리다
1) Örtmek, gizlemek, peçelemek 2) Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek, perdelemek Kazananı seçmek
94
로망
Romantizm
95
재롱 잔치
Yetenek şöleni
96
문자 이해도
Karakter anlama
97
유예
Erteleme, tanınan ek süre
98
적령 적령기
Bir şey yapmak için uygun yaş Doğru yaş
99
친형제 형제자매
Öz kardeş Kardeşler (sibling)
100
통학
Okula gitme
101
자차
Benim arabam
102
대치동 학원 대치동 엄마
Daechi-dong Akademisi (Gangnam bölgesindeki akademiler) Daechi-dong Anne (Gangnam bölgesindeki anneler)
103
자존감
Öz saygı, onur
104
교정
Yeniden gözden geçirme, yanlış yazılan yazıyı düzeltme, inceleme
105
의무실
Revir
106
의원
Muayenehane
107
협탁
Komidin
108
엄지 엄지척
Başparmak Başparmak havaya
109
의외(이다) 뜻밖(이다)
Beklenti dışı, sürpriz, beklenmedik şey Beklenti dışı, sürpriz
110
쫄다 (쫄았다)
Bir şeyden korkup birden sıçramak, şaşkınlık ve korku duymak, ürkmek
111
긁다 긁히다
Kaşımak, tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak, kesici bir aracı sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak Çizilmek
112
+ 자존심 - 자존심이 상하다 + 자존심이 긁히다 ↔ 상대방은 자극하다
+ Onur, insanın kendine karşı duyduğu saygı, kişisel değer - Gururun incilmesi + Gururun çizilmesi ↔ Diğer kişi kışkırtıyor
113
백만 년 걸려
Bir milyon yıl sürdü
114
파자마
Pijama
115
사회성 사회성을 키우다
Sosyallik Sosyal becerilerinizi geliştirmek
116
버리다 유기하다
Bırakmak, atmak Bırakılmış, terk edilmiş
117
+ 시체 - 시체를 유기하다 + 시신 - 시신을 훼손
+ Ölen kimsenin vücudu, ceset. ölü - Bir cesedi terk etmek + Ölü, ceset, cenaze - Cesedin tahribatı, bedeni parçalamak
118
박하 말린 민트
Nane Kuru nane
119
1) Çeşit, cins, tür 2) Esaret
120
짖다
Uzun, iniltili ağlar gibi ses çıkarmak, ulumak, havlamak
121
억울하다 개 억울하다
Haksız, adaletsiz, mağdur. kıygın Örneğin ben telefonu çalmadım ama çaldı dediler Bu adaletsiz Bu çok adaletsiz
122
움츠러
Çekmek
123
자칫하다 자칫하면 자칫하면 ………V(으)ㄹ 수 있다
Dikkatsiz Dikkatli olmazsanız
124
동아보다
Gezmek,bir yeri görüp incelemek
125
겨를 V(으)ㄹ 겨를이 (틈, 시간, 기회) 없다
Vakit, boşluk
126
관하다
Hakkında olmak, ile ilgili olmak
127
+ 건네다 - 말을 건네다 + 칭찬 건네다
+ Bir şey vermek için birine yöneltmek, eriş tirmek, iletmek - Konuşmak + İltifat etmek
128
울리다 울림 마음을 울리다
1) Çalmak, ses çıkmak 2) Aǧlatmak Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi, yankılanım, ses dağılımı Kalbe dokunmak
129
+ 답다 (N 답다) - 답지 않다 + 여자답다 - 남자답다 + 너답다 - 나답다 + 학생답다
+ Gibi - Gibi değil + Bir kadın gibi - Bir erkek gibi + Senin gibi - Benim gibi + Bir öğrenci gibi
130
+ 스럽다 (N 스럽다) - 여상스럽다 + 사랑스럽다
+ Gibi - Bir kadın gibi + Sevimli
131
담그다
1) Sıvı (Su, benzin vb,) içine koymak 2)Kurmak
132
남아선호사상
Oğul tercihi, erkeklerin öncelikli olması
133
유산
1) Çocuk düşürme 2) Miras, birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt
134
천둥번개가 지다
Gök gürültüsü ve şimşek
135
+ 모범이 되다 - 모범생 + (모범) (+) = 본보기 (+,-)
+ Örnek olmak - Örnek öğrenci + Örnek
136
백내장 녹내장
Katarakt, aksu; göz merceğinin saydamlığını az çok kaybetmesi ile yaşlılıkta meydana gelen körlük, ak basma Glokom (göz içi basıncının yükselmesi sonucu görme sinirinde hasara yol açan ve tedavi edilmediği takdirde görme kaybına neden olabilen bir göz hastalığıdır.)
137
신전운동
Tapınak Hareketi
138
백김치
Beyaz kimchi
139
나열하다
Sıralamak, birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek
140
당 떨어지다
Şekerin düşmesi
141
쭈꾸미
Kalamar
142
+ 집사 - 고양이 집사 + 식물 집사
+ Kâhya, konak çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse - Kedi Uşağı + Bitki Uşağı
143
고칠 점
Düzeltilmesi gereken şeyler
144
꾸중
Azar
145
+ 얼굴이 반쪽이 되다 (됐다) - 얼굴이 두껍다 (뻔뻔하다) – 창피한 줄 모르다 + 얼굴이 (못) 들다 - 얼굴이 피다 (폈다) + 얼굴에 똥칠(을)하다
+ Yüz yarıya inmek (indi) - Yüzü kalın (utanmaz) - neyden utanacağını bilmiyor + Yüzü kaldırmak (değil) - Yüzü çiçek açtı (çiçeklendi), mesela evlendikten sonra kişinin görüşünün iyileşmesi, güzelleşmesi + Suratına sıçayım 얼굴이 팔리다 Yüzünü satıyor mesela haberlerde yüzü çok göründü anlamında
146
고개 고개를 숙이다 / 들다
Boyun Başını eğmek / Başını kaldırmak
147
체명
Gövde adı
148
진상
Bir şeyin veya olayın gerçek yüz; asıl nedeni
149
속어
Argo
150
기분 전화
Ruh hali çağrısı
151
애칭
Lakap, takma adı
152
저질 체력
Düşük dayanıklılık, kötü sağlık
153
강요
Mecburiyet
154
거리 관계
Mesafe ilişkisi
155
추첨하다 (뽑다) 경품
Kura çekmek, ad çekmek İkramiye, bonus
156
협소하다
Dar, ensiz
157
봄비다 로 봄비다
Kalabalık
158
낭만적이다
Davranışlarında duygu ve coşkunun aşırı ölçüde etkisi bulunan, romantik
159
속설
Efsaneler
160
북적이다
Kalabalık (gürültülü ve hareketli kalabalık)
161
1) Yer 2) Zaman
162
마음을 가라 앉히디 (진정하다) 머리를 식히다
Sakin ol (sakin ol) Kafanı serinlet yani kızdıktan sonra sakinleş
163
압사
Basınç
164
각자 도생
Kendi kendine yardım
165
협조 협조하다
Elbirliği El ele vermek
166
현대인
Modern İnsan
167
앞장서다
Önderlik etmek
168
코드가 안 맞다
Kod eşleşmiyor 1) Bilgisayar dilinde böyle kullanılır 2) İnsanların karakterleri uymadığında da kullanılır
169
증손녀
Torunumun kızı
170
채초 아삭아삭하다
Yeşiller Çıtır çıtır, gevrek
171
밥알 식혜 밥알 푸석푸석하다
Pirinç tanesi Tatlı sake pirinç taneleri Kabarık olmak
172
+ 동안 - 노안 ** 동안 ↔ 노안
+1) Süresince, boyunca - 1) Yakını iyi görememe, hipermetropluk ** 2) Yaşına göre yüzü genç olan, bebek yüzlü ↔ 2) Yaşına göre yaşlı görünme
173
연상연하 커플
Yaşlı çiftler
174
뻘 (N뻘) 아들뻘 삼촌뻘
Gibi (genellikle kişilerde kullanılır, akrabalarda kullanılmaz) Oğul gibi Amca gibi
175
삼천포로 빠진다
Laf lafı açtı - Bir şeyler hakkında konuşurken başka konular hakkında konuşmak Örneğin; a konusunda konuşmaya başladık bir süre sonra E hakkında konuşmamız gibi
176
고향이나 다름없다 = 고향이나 미친가지다
Ev gibi
177
별자리
Burç, takımyıldız
178
+ 괴롭히다 - 괴롭힘 + 직장 내 괴롭힘 - 학교 폭력
+ Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, yara açmak, yaralamak - Taciz + İşyerinde zorbalık - Okul şiddeti
179
제곱미터
Metrekare m^2
180
빚더미
Borç yığını
181
사오정
Japon anime karakterinin adı Bu yüzden denileni duymayan ve soran kişiye böyle takma ad ile sesleniliyor
182
떠들썩하다 떠들썩한 분위기
Gürültülü; huzursuz Uğultulu bir atmosfer
183
초반 중반 후반
Yaşın başları (30, 31, 32) Yaşın ortaları (33, 34, 35, 36) Yaşın sonları (37, 38, 39)
184
초산하다
İlk kez çocuk doğurmak
185
바람세기
Rüzgar hızı
186
문장 문구 글
Cümle, tümce İfade, deyiş Yazı
187
화상을 입다
Yanık olmak
188
그냥 넘어가다
Sadece geçiştirmek
189
선명하다 ↔ 희미하다
Belirgin, besbelli ↔ Belirsiz, silik, loş
190
강자 약자
Güçlü kuvvetli, çok güçlü 1) Güçsüz kimse 2) Kısaltma
191
원수 = 웬수
Düşman
192
결혼한지 1년 (2년) 돼 가요
Evleneli bir yıl (iki yıl) olacak
193
부부가 서로 맞춰가다
Çiftin birbirine uyum sağlaması
194
시식
Bulunduğu mevsimin yemeği, tadım
195
간을 보다
Yemeği pişirirken tadına bakmak
196
우천
Yağmur
197
빗물
Yağmur suyu
198
에너지
Enerji
199
Ağaçlık, orman
200
새끼
Yeni doğmuş hayvan veya insan, yavru, çocuk
201
낙엽
Gazel, sonbaharda sararıp ve kuruyup dökülen ağaç yaprağı
202
원숭이
Maymun
203
뜨다
Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak, doğmak, yüzmek
204
날개
Kanat, kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ, yüzgeç
205
나뭇잎
Ağaç yaprağı
206
둘러싸다 둘러싸이다
Kuşatmak,sarmak, çevirmek, çevrelemek Çevrilmek, sarılmak, kuşatılmak
207
협박
Şantaj, para veya herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi
208
사형 선고하다
(mahkeme birini) ölüm cezasına çarptırmak, birinin idamını ilan etmek
209
공정하다 ↔ 불공정하다
Adil, adaletli ↔ Adaletsizlik, eşitsizlik
210
선착순
Öncelik sırası, ilk gelen ilk alır
211
분뇨
Gübre
212
멸망하다
Mahvolmak, düşmek, çökmek
213
마지노선
Majino Hattı, bir şeyin en son limiti Ör. Elma satıyorum. Elma üreticisinden 1000 liraya aldım. 2000 liraya satıyorum. İnsanlar pahalı diye almıyorlar. İndirim yapıyorum ve en son indirimin limitim 1,100 lira yoksa kazancım olmaycak. Bu son limite 마지노선 denir.
214
관세
Gümrük, bir ülkeye giren veya ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi
215
사수하다
Bütün gücüyle korumak; bütün gücüile (düşmana) karşı koymak
216
뻑뻑하다 눈이 뻑뻑하다
Kuru Gözlerim kurumuş
217
따갑다
1) Sancımak, sancı vermek 2) Sıcak gelmek
218
맹장 맹장수술
Apandisit,kör bağırsak Apandisit ameliyatı
219
무심코
Farkında olmadan; düşünmeden
220
금 벽에 금
1) Altın 2) Çatlama, çatlak, çatlaklık, çizgi Duvarda çatlak
221
관용 표현
Deyim
222
눈곱
Çapak
223
탄탄하다 기초가 탄탄하다
1) Düz 2) Katı, sert, pek Temeli sağlamdır
224
구급차
Ambülans, cankurtaran arabası
225
금손 ↔ 똥손 손재주
Altın eller (her işe elin yatkın olması) ↔ Beceriksiz kişi El tekniği, ustalık
226
자기자신을 믿다
Kendine inan
227
삭제
…den çıkarma, silme
228
문지방 문지방이 닳도록 드나든다
Eşik Eşik aşınana kadar gelip gitmek
229
드나드다
Sık gidip gelmek, sık gelmek
230
박히다 못이 박히다
Çakılmak Çivi çakılmak
231
손꼽아 기다리다
Sabırsızlıkla beklemek
232
땅이 꺼지도록 한숨을 쉬다
Yer çökene kadar iç çekmek
233
문 단속
Kapı kilidi
234
음주운전 단속
Alkollü araç kullanma denetimi
235
이유식
Çocuk maması
236
병아리콩
Nohut
237
먹성이 좋아
İştahı iyi
238
징계
Ceza verme, disiplin
239
확률 [황뉼] 비 올 확률
Olasılık, ihtimal Yağmur ihtimali
240
피부로 느끼다 (실감, 체감)
Bir şeyi doğrudan hissetmek. 취업 준비를 하다 보니 경기가 어렵다는 말을 피부로 느끼게 되었다. İşe hazırlanırken ekonominin zorluklarını hissetmeye başladım.
241
천식 알레르기 = 과민반응 호흡기 질환 (폐, 기관지 - Bronş)
Astım Alerji Göğüs hastalıkları
242
헬리콥터 맘 (엄마) 과잉 보호
Helikopter anne Aşırı koruma
243
에바야 – 에바다
Over (gençlerin günümüzde kullandığı kelime)
244
분별력
Sezme, ayırt etme kavram
245
+ 농작 - 농사 (농사를 짓다) + 농작물
+ Çiftçilik yapmak - Ziraat, çiftçilik, tarım + Doğadan elde edilen, ürün, mahsul
246
쳐다보다
Bakmak, bakışmak
247
해방감
Özgürlük hissi
248
옮겨 다니다
Hareket etmek
249
……..군 ……..양 …….씨
Erkek ismi군 Mathew군 Kadın ismi양 Demer양 Erkek veya kadın ismi
250
죽기 살기로 공부하다
Hayatı pahasına çalışmak
251
돌싱 돌아온 싱글
Boşandıktan sonra yalnız yaşamak Bekarlığa dönüş
252
우왕좌왕하다
Kafası karışmak, bocalamak, yalpalamak
253
무심하다
İlgisiz; düşüncesiz
254
배냇저고리
Bebek tulumu, ilk doğduğunda giydiği zıbın
255
호구조사
Hane halkı sayımı, nüfus sayımı
256
캐묻다
Soru sormak, soruşturmak
257
삼다 운동 삼아 연습으로 삼아 재미로 삼아
... olarak kabul etmek, ...olarak düşünmek Egzersiz olarak Alıştırma olarak Eğlence olarak
258
중단
Kesinti, durdurma, bir işin bir süre için durması
259
마음가짐 몸가짐
Zihinsel tutum, zihniyet Davranış, hareketler; tavır
260
마음먹다 마음고생
Niyet etmek, yüreğine koymak, tasarlamak, istemek; karar vermek Zihinsel sıkıntı
261
톱 나무를 썰다
Testere, bıçkı Ağacı kesmek, odun kesmek
262
출력하다
Bilgisayardan çıktı almak
263
신경섬유
Sinir lifi
264
가짜
Sâhte şey, taklit
265
수많다
Çeşitli, çok sayıda
266
작업자
Operatör, işçi
267
사레 걸렸어요
Soğuk algınlığına yakalandım
268
메밀 차
Karabuğday çayı
269
활기
Hayat, canlılığı gösteren hareket, kaynaşma
270
마땅히
Doğal olarak, tabii ki
271
새어머니
Üvey anne
272
덤덤하다
Sakin, uysal olmak, tepkisiz kalmak
273
액막이
Kötü ruhları uzaklaştırmak
274
유연하다 융통성
Esnek olmak Esneklik, türlü anlamlar verilebilen, değişikliklere uyabilen
275
부적
Nazarlık, nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan, muska
276
+ 우중 - 우비 + 우천시 - 우천시 취소
+ Yağmurlu hava - Yağmurluk, su geçirmeyecek biçimde yapılmış yağmurluk + Yağmurlu hava durumunda - Yağmur yağması durumunda iptal edilir.
277
정전
Ateşkes
278
장터
Pazar kurulan yer, pazar yeri
279
빈도
Sıklık
280
마무리하다 마무리되다
Bitirmek, tamamlamak Tamamlanmak
281
저주하다 = 낮다
(-e) Lanetlemek, beddua etmek, kahretmek
282
화재 화재 현장
Zarara yol açan büyük ateş, yangın Yangın mahalli
283
살피다 = 주의해서 보다
1) Durum, bilgi, niyet vb. yi anlamaya çalışmak 2) Yoklamak 3) Kollamak 4) Göz önünde tutmak, gözlemek
284
원인
Sebep, bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, neden
285
최선 최선을 다하다
Özen Özenmek, bir şeyi özenerek, elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak, bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak
286
+ 발화하다 - 방화하다 + 방화범
+ Ateşlemek, tutuşturmak - 1) Kundaklamak, yangın çıkarmak 2) Yangın başlamadan ya da ilerlemeden engellemek, durdurmak + Kundakçı
287
가요
Şarkı, halk müzik
288
동요 동화 (책) 동시
Çocuk şarkısı Masal Çocuk Şiiri
289
진행하다
İlerlemek, progress
290
달려가다
Koşarak gitmek, koşmak
291
가운데
Orta, ortası, içi
292
전문가 전문성
Belli bir işte yoğunlaşmış, uzman, mütehassıs Uzmanlık, marifet
293
석유
1) Petrol 2) Yoğunluğu 0,8'den 0,95'e kadar değişebilen, hidro- karbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal, yanıcı mineral yağ, gaz
294
돌 기둥
Taş Kolon, sütun, direk
295
간격
Ara, aralık, ilişkilerde çok içten olmama durumu
296
끌어내다
Çekip çıkarmak
297
결코
Kat'iyen, hiçbir zaman, kesin olarak
298
추상적
Soyut, soyutlama ile elde edilen
299
폐교
Okulun kapanması, öğrenci olmadığı için okulların kapanması
300
산골
Dağlık bölge
301
화제
Konuşma konusu
302
맞대다
1) Karşı karşıya gelmek, karşı gelmek, direnmek 2) Yüz yüze
303
당분간
Şimdilik
304
사방
Dört taraf
305
후들후들하다
Titremek
306
안도감
Güvenlik
307
비추다 (주다, 밝혀지다)
Işıklanmak, ışımak, ışık saçmak, yansıtmak
308
갈래
Dal, kısım
309
악보내
Müzik standı
310
독주 독주하다 → 합주
Tek başına hareket etme, tek başına faaliyet gösterme Tek başına hareket etmek, tek başına faaliyet göstermek → Beraber müzik yapmak, çalmak
311
바탕 - 을/를 바탕으로
Karakter; esas, temel; (resim) zemin
312
밀접하다
Yakın; samimi
313
문어체
Edebi tarz
314
옷거리 옷거리가 좋다
Giyilen giysiyi iyi taşımak
315
차에 시동을 걸다
Arabayı çalıştırmak
316
다의어
Çok anlamlılık, birden çok anlamda kullanılabilen kelimeler (İng : polysemy)
317
주술
Büyücülük
318
양심 양심 걸다
Vicdan, merhamet Vicdan azabı çekmek
319
수정하다
Düzeltmek, değiştirmek
320
출시하다
Piyasaya sürmek
321
전체적 ↔ 부분적
Genel, umumi ↔ Kısmî, birşeyin yalnız bir bölümünü içine alan
322
손을 보다 = 고치다 = 바꾸다
1) Arızalı bir şeyi onarmak 2) Bir şeye elleriyle bakmak
323
상설 상설 전시
Daimi; süreklilik Kalıcı sergi
324
럭키빅키 새옹지마
Şanslı Vicky - Her işte bir hayır vardır Her işte bir hayır vardır
325
검거하다 = 잡다 범인 검거 범죄자
Tutuklamak Suçlunun tutuklanması Suçlu
326
인력도
İnsan gücü
327
모의 고사
Deneme sınavı
328
모의 상황
Sahte durum, simüle edilmiş durum
329
훈련
İdman, vücudun gücünü artırmak için yapılan alıştırma, spor, jimnastik, alıştırma, egzersiz, antrenman
330
섭외하다
Haberleşip danışmak, iyileştirmek, yaklaşım
331
생태계
Ekosistem, ekolojik sistem
332
해조류
Deniz yosunu
333
수온
Suyun derecesi
334
어종
Balık türleri
335
동면 = 겨울잠
Kış uykusu
336
확진
Onaylandı
337
원작
Orijinal eseri
338
삼키다
Yutmak, yutkunmak
339
사극 현대극
Tarihteki bir olayı konu alan oyun veya sinema, tarihsel oyun Modern oyun
340
출신
Bir kimsenin kökeni (soy, memleket vb.) veya geçmiş kariyeri
341
노는 게 제일 좋아
Oynamak en iyisidir.
342
포근하다
Rahat ve sıcak; yumuşak
343
꿈도 안 꾸다
Hayallerimin en çılgınlarında bile
344
섬유 산업
Tekstil endüstrisi
345
+ 내려받다 - 업로드 올리다 = 계시하다 + 계시하다
+ İndirmek, download - Yüklemek + (Tanrısal esin ile gelecek şey hakkında) önceden göstermek
346
전송하다
Geçirmek, yollamak, göndermek
347
6 하원칙 – 언제, 어디서, 누가, 무엇을, 어떻게, 왜)
6 İlke
348
고갈
Bir maddenin azalarak yok olması
349
정책
Politika, tedbir
350
보관하다
Muhafaza etmek, saklamak, korumak
351
압력
Baskı, yumruk
352
분비물
Sızıntı, salgı
353
황소
Boǧa, öküz
354
표면
Yüzey, satıh, yüz
355
손상 손상되다
Bozma, bozukluk, hasar Zarar vermek, yaralanmak
356
진열대
Sunum standı
357
유도하다
(Birini) İkna etmek, motive etmek, yönetmek, yönlendirmek
358
제물
Adak, kurban
359
나뭇재
Odun külü
360
거꾸로
Aksi, aksine, baş aşaǧı
361
신간 신간 도서
Yeni basım, yeni basılan kitap Yeni kitaplar
362
문구 용품
Kırtasiye malzemeleri
363
섭씨 화씨
Santigrat ℃ Fahrenhayt ℉
364
거주하다
...de oturmak, ...de yaşamak
365
실화
Gerçek hikaye
366
못되다
Olmamış, iyi değil, kötü
367
뒤들리다
Kıvrılmak, eğilip, bükülmek, kıvırcık bir duruma gelmek
368
시선
Bakış, naẓar
369
눈치
Ön sezi, hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, göz ile anlama
370
이별하다
Boşamak, boşanmak, ayrılmak
371
응고되다
Pıhtılaşmak, sıvı durumdan pıhtı durumuna geçmek
372
재 잿물 (양잿물)
Kül Kül suyu, sodyum hidroksit
373
기원하다 기원 최초 기원
1) Kaynaklanmak; türemek, bir olayın veya meselenin ilk kez başlaması. 2) Dua etmek; dilemek, bir umudun gerçekleşmesini dilemek. Bir dönemin başlangıcı, bir devletin kurulduğu ilk yıl İlk köken
374
주거 주거 환경 주거 (생활) 공간
Konut, insanın yatıp kalktığı Konut ortamı, yaşam ortamı Konut (yaşam) alanı
375
전국
Bütün memleket, bütün yurt, savaş durumu
376
공모
İtilaf, düzen
377
효도하다
Anne babaya sadık ve itaatle davranmak; anne babaya iyi bakmak
378
하수 중수 고수
Başlangıç seviyesi Orta seviye Uzman seviyesi
379
오물
Pislik, çöp, süprüntü
380
저승사자
Azrail
381
+ 분명 - 예명 + 아명
+ Kesinlik, gerçek adı - Sahne adı +Göbek adı, yeni doğan çocuğun göbeği kesilirken konulan ad
382
두개골
Kafatası, kuru kafa, baş iskeleti
383
굳다
1) Katılaşmak, pekişmek, sertleşmek 2) Dayanıklı, sağlam, pek
384
대량
Büyük miktar
385
뇌경색
Beyin enfarktüsü, inme
386
널리
Geniş olarak genellikle yaygın olarak; her yerde
387
퇴치하다
Ortadan kaldırmak, yok etmek
388
가리키다
Göstermek; işaretlemek
389
통원
Ayakta tedavi
390
고분고분하다
Uysal, başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı
391
+ 일란성 - 이란성 + 의란성 쌍둥이
+ Tek yumurta ikizi - İki yumurtalı ikizi + İkiz kardeşler
392
조선소 거제도 조선소
Tersane Geojedo Tersanesi
393
+ 하향세 - 하락세 + 상향세
+ Düşüş trendi - Düşüş trendi, azalma + Yükseliş trendi
394
상향 ↔ 하향
Yukarıya doğru ↔ Aşağıya doğru
395
손거스러미
Şeytan tırnağı, tırnağın yanında oluşan
395
점해진
Noktalı
396
점차
Gitgide
397
기록하다
Sözü, düşü-nceyi özel işaret veya harflerle anlatmak, yazı ile anlatmak, yazıya dökmek, yazmak
398
차지하다
e sahip olmak, eline geçirmek; işgal etmek
399
전지책
E-kitap
400
구독자
Abone, abonman
401
분리 불안
Ayrılık kaygısı
402
장사
1) Ticaret, ticari iş 2) Güçlü ve yürekli, yiğit, kahraman
403
농산물
Tarımsal ürün, mahsul
404
퍼센트
Yüzde
405
+ 용도 - 쓰임새
+ 1) Masraf, harcama 2) Kullanım - 1) Yararlık 2) Kullanım
406
반값
Yarı ücret, yarı fiyat
407
상점
Mağaza, dükkân
408
+ 온 - 온가족 + 온세상 - 온몸 + 온누리
+ Bütün, her şey - Bütün aile + Bütün dünya - Bütün beden + Bütün dünya
409
탐정
Dedektif
410
낙천주의자
Optimist
411
빙판길
Buzlu Yol
412
+ 개기 월식 - 개기 일식
+ Tam ay tutulması - Tam güneş tutulması
413
후련하다
Çok rahat hissetmek; rahatlamak
414
부검
Otopsi
415
아직 논의 단계에 머무르로 있다
Hala tartışma aşamasındadır.
416
사들이다
Satın almak, satın alıp getirmek
417
+ 물가 - 고물가
+ Malın fiyatı - Pahalılık, bir şeyin fiyatının yüksek olması durumu, pahalı olma durumua
418
그림자
Gölge
419
분배
Bölüp dağıtma; paylaşma; dağıtım
420
즉석(의)
Hemen, hazır, instant
421
창출 창출하다
Yaratma, creation Görüntülemek, belirli bir konuyu buna en yakın görüntüler içinde tasarlamak
422
확대하다 → 축소하다
Büyütmek, geliştirmek → Azaltmak, kısaltmak
423
엎어지면 코 닿을 데에 있다 = 코 앞이다
O kadar yakın ki, düşseniz burnunuz ona değer.= Tam burnunun dibinde
424
+ 가독성 - 가독성이 좋다 + 가독성이 나쁘다
+ Okunulabilirlik - Okuması kolaydır. + Okunabilirlik zayıf
425
+ 전신 - 상반신 + 하반신 + 전신력
+ Tüm vücut - Üst vücut + Alt vücut + Tüm vücut gücü
426
사물함
Malzeme dolabı, kilitli dolap
427
단독으로
Yanında başkaları olmayarak, yalnız
428
문의하다
Başvurmak, danışmak
429
어렴풋이
Bulanık olarak, belirsizlikle
430
이용 후기
Tüketici incelemesi
431
세계화 현지화
Küreselleşme, dünya ölçüsünde yaygınlaşma Yerelleştirme
432
소홀히 + 소홀히 다루다 - 소홀히 대하다 + 소홀히 하다
İhmalkarlıkla, negligently + Dikkatsizce davranmak - İhmal etmek + İhmalci olmak
433
고유 고유하다
Özgü, has, eşsizlik, benzersizlik Özgü, yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal
434
바람직하다
(iş, davranış vb.) tavsiye edici, iyi, güzel, hoş, arzu edilir
435
외래어
Yabancı dillerden gelen sözcükler
436
재교육
Tekrar öğretme, yeniden eğitim
437
위법
Kanunsuzluk, yolsuzluk, usulsüzlük
438
주관적
Öznel, sübjektif, özneye ilişkin olan
439
줄거리
Ana hat, hikaye
440
해석하다
Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklamak, tefsir etmek, yorumlamak
441
+ 소속감 → 소외감 - 소속사 + 소속되다
+ Aidiyet duygusu - Kişinin bağlı olduğu kurum, ajans + Mensup olmak, ait olmak
442
예술가
Sanatçı, sanatkâr
443
오케스트라
Orkestra
444
올림픽
Olimpiyat
445
개관 → 폐관
Açılış → Kapatma, kapanma
446
담기다
Bir şeyle dolu olmak, içermek
447
동양
Doǧu, doǧulu, şark
448
생활 양식
Yaşam tarzı, yaşam biçimi
449
온돌
Evlerdeki alttan ısıtma sistemi
450
궁궐
Saray, hükümdarlann veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı
451
의기소침하다
Keyifsiz, neşesiz, cesareti kırık
452
선언하다
İlan etmek. beyan etmek
453
+ 편견 - 선입견 + 고정관념 (고정 관념)
+ Ön yargı - Önyargı, peşin hüküm + Sabit fıkir, saplantı
454
철렁하다
Kalbi çarpmak, pırpır etmek, heyecanlanmak
455
뜨끔하다
1) Bir şeyin kendisini rahatsız etmesinden dolayı rahatsızlık duymak. 2) İğneleyici, sızlatıcı
456
가라앉다
Sakinleşmek (yüksek duygudan sakinleşmek), batmak, durgunlaşmak, çökmek
457
명확하다
Açık, açık seçık, bariz, belirgin
458
장황하다
Uzun ve can sıkıcı
459
총량
Toplam miktar, brüt
460
비례하다
Orantı kurmak, birbirine uyumlu kılmak
461
화폐
Para, money, currency
462
지급하다
Ödemek, vermek, dağıtmak
463
자국
Kendi ülkesi, memleketi
464
갑질
Gücün kötüye kullanılması, iktidar sahipleri tarafından yapılan zorbalık
465
알뜰족
Tutumlu insanlar, tasarruflu insanlar
466
이동통신
Mobil iletişim, hücresel ağ
467
임박하다
Çok yaklaşmak, yakın
468
흠집
Çizik, kertik, çentik
469
진열하다
Görüntülemek, sermek, göstermek amacıyla asmak veya yaymak, açarak yaymak veya döşemek
470
이면
Öbür taraf, görülmeyen taraf
471
여겨지다
Dikkate alınmak, göz önünde bulundurulmak
472
매장량
Rezerv, yatağında veya havzasında bulunduğu hesap- lanan, henüz işletilmemiş kömür, demir vb. maden cevheri
473
각국
Her ülke
474
꼬막
Midye, cockle
475
일깨우다
Uyandırmak, aydınlatmak
476
권장하다
Teşvik etmek, cesaretlendirmek, tavsiye etmek
477
혈전
1) Kan pıhtısı, trombüs (çoğul: trombüs) 2) Kanlı savaş, çaresiz mücadele
478
금사빠
Şıpsevdi
479
길냥(이)
Sokak kedisi
480
살구 개살구
Kayısı Yabani kayısı
481
병들다
Hastalanmak
482
설립하다
Kurmak, meydana getirmek, açmak
483
동물 복지
Hayvan refahı
484
감상문
İzlenim, inceleme
485
부문
Sektör, branş
486
분량
Nicelik, miḳdār
487
끌다 끌리다
Sürümek, bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, çekmek Sürüklenmek, çekilmek
488
사로잡다
1) Büyülemek 2) Yakalamak, diri ele geçirmek
489
출연하다
Sahneye çıkmak, oyun oynamak
490
별다르다
Bambaşka; özel; değişik; müstesna
491
되찾다
Tekrar elde etmek, geri almak, iyileşmek
492
Kule
493
+ 공개 - 공개하다 + 공개되다
+ Aleniyet, açılım, açıklama - Açmak, açıklamak, aleniyete vurmak, açıǧa vermek, açıǧa vurmak + Açıǧa çıkmak
494
오랜
Uzun, sürekli, eski, uzun zaman, saatlerce, ömürlü
495
위대하다
Ulu, büyük
496
설명하다
1) Bir olaya, bir duruma anlam vermek, açıklamak 2) Nitelendirmek, taabir etmek 3) Yorumlamak
497
언급하다
Zikretmek, adını söylemek, sözünü söylemek, anmak
498
동의하다
Aralarındaki düşünce, uzlaşmak, kabul etmek
499
점검하다
El ile dokunarak incelemek, gözden geçirmek, yoklamak, bakmak, kontrol etmek
500
강조하다
Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek, vurgulamak, güçlendirmek, kuvvetlendirmek
501
대상포진
Zona, deride,sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren, mikroplu bir hastalık
502
은유
Mecaz, bir ilgi veya benzetme sonucu bir kelimenin gerçek anlamından başka çağrıştırdığı bir başka anlamda kullanılması
503
+ 가시 - 가시에 찔리다
+ Diken, kılçık - Diken batması
504
찔리다
Delinmek; sokulmak, batmak
505
꽃길
Çiçek yolu
506
분지
Havza, çukur, çukurluk
507
관건
Anahtar, düǧüm noktası, kapı mandalı
508
협의하다
Danışmak, görüşmek, müzakere etmek, istişare
509
흑자 ↔ 적자
Bütçe fazlası; artan para ↔ Açık, zarar (bütçe açığı)
510
반도체
Yarı iletken
511
손톱
Tırnak (el tırnağı)
512
공대하다
1) Nazik davranmak, kibarca ağırlamak 2) Saygılı tarzda konuşmak
513
나 이대 나온 여자야
Ewha Kadın Üniversitesi mezunu bir kadınım.
514
다국적
Çok uluslu
515
거울
Ayna
516
즉 = 다시 말해
Yani, demek, şu demek ki, demek ki
517
더욱
Bundan başka, daha
518
전염병
1) Salgın 2) Kıran, bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık veya başka bir sebep
519
거리두기
Sosyal mesafe
520
접촉하다
Deǧmek, dokunmak, temas etmek
521
신체적
Fiziksel, bedensel
522
당면하다
Karşı karşıya kalmak, maruz kalmak
523
필수적
Zorunlu, kesin olarak ihtiyaç duyulan, mecburî
524
최우선
İlk öncelik
525
고품질
Kaliteli ürün, kalite
526
제압하다
Bastırmak, zapt etmek
527
약화시키다 강화 → 약화
Ateşlendirmek, kötüleştirmek, fenalaştırmak, zayıflatmak Güçlendirmek → Zayıflatmak
528
착취하다
Sömürmek, bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak, bir ulus veya devlet, diğer bir ulus veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak
529
강화하다 강화 → 약화
1) Barışmak, barış yapmak 2) Güçlendirmek, kuvvetlendirmek Güçlendirmek → Zayıflatmak
530
촉구하다
Sıkıştırmak, acele ettirmek, ısrar etmek
531
증진시키다
Güçlendirmek, çoğaltmak, artırmak, kuvvetlendirmek, vurgulamak
532
불특정 다수
Belirtilmemiş sayıda insan
533
양산되다 양산하다
Seri üretilmek Üretmek, yapmak
534
이목 이목을 끌다
1) Kulak ve göz 2) İlgi dikkat Dikkat çekmek
535
편협하다
Dar görüşlü, kapalı görüşlü, önyargılı
536
-로 하여금 ……….게 하다
537
타격
Darbe, vuruş, hamle
538
물론
Tabii, tabii ki, doğal olarak, tabiatı ile, elbette
539
재기
Tekrar eski formunu bulma, tekrar başarılı olma
540
외교적
Diplomatik
541
근절하다
Kökünü kazmak
542
불법
Yasa dışı, illegal, yasalara, yasa kurallarına uymayan
543
진위
Özgünlük, gerçek
544
적용
Uygulama
545
폭넓
Geniş
546
잔혹하다
Vahşi, acımasız, yabani
547
입틀막
Elini ağzına götür!
548
정밀
Ayrıntı, detay
549
+ 재개 - 재개발 + 도시 재개발
+ 1) Sürdürme, devam etme, yeniden başlama 2) Yeniden düzenleme, yeniden düzeltme - Yeniden geliştirmek, kalkındırmak + Kentsel dönüşüm
550
반박하다
Yalanlamak, reddetmek, çürütmek
551
염려하다
Üzülmek, üzüntü duymak, kaygılanmak, (Bir şeyi) merak etmek
552
뒷받침하다
Destek olmak, support, back up
553
타혐
Mutabakat, uzlaşma
554
우선시하다
Öncelik vermek
555
완화하다
Yatıştırmak, hafifletmek, gevşetmek
556
요약분 요약분을 갖다
Özet Özeti var
557
추가하다
Katmak, bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak
558
가로막 가로막다
Bariyer Araya girmek, önlemek
559
공통적
Ortak, müşterek
560
표기하다
İşaretlemek, mark
561
모음 자음
1) Ünlü 2) Sesyolunda bir engele çarpmadan çıkabilen dil ve dudakların oluşturdukları ses 3) Vokal Ünsüz
562
높낮다
Yüksek ve alçak
563
귀성하다 구성되다
Tertip etmek; meydana getirmek; oluşturmak Oluşmak, meydana gelmek
564
일치하다
1) Ölçüleri birbirini tutmak 2) Uymak
565
어린 어른
Küçük, çocuk, genç Yetişkin
566
사용성
Kullanım özelliği, kullanılabilirlik
567
실제로
Aslında, esasen; gerçekten; fiilen
568
주변
Ufuk, çevre, dolay
569
지형
Topografya
570
생생하다
Canlı; taze, lively, vivid; fresh
571
모양
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim, şekil, manzara
572
훈민정음
Joseon(조선)Hanedanlığı zamanında Kral Sejong (세종대왕)tarafından halka tanıtılması için yazılan kitap
573
해설서
Yorum
574
본뜨다
Bir şeyi temel olarak alıp olduğu gibi yansıtmak
575
실리
Menfaat, fayda, çıkar
576
불러일으키다
Uyandırmak, esindirmek
577
교과목
Konu, konular
578
실현하다
Gerçekleşmek
579
저마다
Kendisie göre, herkese göre, her biri
580
생물 생물체
Canlı, canlı varlık, hayat Canlı organizma
581
지리적
Coǧrafi
582
요인
Faktör, önemli neden, önemli unsur, etken
583
줄줄 줄줄이
Çaǧıl çaǧıl, şakır şakır Art arda, ardı sıra
584
잇따르다 잇따르다 = 줄줄이
Arkadan takip etmek
585
서점
Kitap evi, kitap satılan yer
586
산문시
Düz Yazı Şiiri
587
모시
Rami kumaşı, keten
588
음복
Anma töreni sonrası törende kullanılan yiyecekleri bölüşüp yeme
589
남미새
Güney Amerika kuşu
590
흥내 흥내 내다
Heyecanlanmak
591
선행학습
Erken eğitim – Örneğin öğrenci lise 1 de okuyor ama dershanede lise 3 derslerini öğreniyor. Bu şekilde öğrenmeye bu kelime kullanılıyor.
592
소멸하다
Mahvetmek, yok etmek, imha etmek, ortadan kaldırmak
593
사실
Gerçek, hakikat, zaten, zati, doğrusu
594
성숙하다
Olgunlaşmak, (İnsanlar için) bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak, bir şeyin yapılması için uygun duruma gelmek, erişmek
595
글로
Yazılı olarak
596
들소
Bizon
597
적합하다
Uygun, yakışır, yaraşır
598
그려놓다
Çizmek
599
장식품
1) Garnitür 2) Süs
600
선사
Tarih öncesi; öntarih
601
문자
Harf, dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri
602
구리
Bakır
603
존재하다
Bulunmak, var olmak, mevcut olmak
604
전재하다
(Yazıyı) Aktarmak
605
의의
Anlam, manidar
606
열매 무화과
Semere, yemiş (incir), meyve, ürün, istenilen sonuç, verim İncir, yemiş
607
획기적
Yepyeni ve çok önemli; yeni bir çağ açan
608
타당하다
Meşru, yasanın ve kamu vicdanının doğru bulduğu
609
꾸며내다
1) Bir şeyi yalan şekilde anlatmak,uydurmak 2) Yemek Pişirmek. İcat Çıkarmak
610
캐다
1) Kazmak 2) Araştırmak
611
잇몸병
Diş eti hastalığı ,diş eti çekilmesi
612
대수롭다 대수롭지 않게 여기는………
Önemli, değerli
613
심판
Yargıcı, hakem
614
외형
Dış görünüş, dış şekil
615
주력 주력하다
Ana kuvvet Yoğunlaştırmak, ağırlık vermek (……çalışmlarına ağırlık verdi. )
616
최대치
En yüksek değer
617
작사가 – 가사 (노랫말) 작곡가 – 곡
Söz yazarı - (müzik) söz Kompozitör, besteci - Ağıt, mersiye
618
매력
Albeni,çekicilik, cazibe
619
아역
Çocuk oyuncu
620
내부 = 안내
Dahil, iç, dahiliye
621
예랑 (예비 신랑) 예신 (예비 신부)
Müstakbel damat Müstakbel gelin
622
금전적
Paraile ilgili, para bakımından, parasal, nakdi
623
질소
Sodyum, nitrojen, azotun başka bir adı
624
착륙하다
(uçak) inmek, iniş yapmak, varmak
625
감칠맛
Lezzetli tat
626
혼합
Karışım, iki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, karma
627
유력하다
Etkili, güçlü
628
우러나다
Demlemek, demlendirmek
629
동반하다
Beraberinde gitmek, arkadaşlık etmek, eşlik etmek
630
효용적
Fayda, verimli
631
쾌락적
(dünyasal) zevk, keyif, hedonistik
632
뜻하다
Demek, ...anlamında olmak
633
대개
Çoğunluk, büyük bir kısım, genel anlam
634
깨달음
Aydınlanmak, farkına varmak
635
정화
Temizleme; tasfiye
636
향유하다
Tadını çıkarmak
637
성립
Oluş, oluşma
638
개념
Kavram
639
이데올로기
İdeoloji, siyasî veya toplumsal bir öğreti oluşturan
640
매개 매개체
Vasıta, araç Orta
641
자화상
Kendi portresi
642
겉모습
Dış yüz, dış görünüş, zahir, görünüş
643
속 속마음
İç yüz, yürek, iç düşünce İçsel duygular, gerçek duygular
644
북돋우다
Güç vermek, güçlendirmek, pekitmek, körüklemek
645
촉진하다
Ateşlendirmek, çabuklaştırmak, hızlandırmak
646
민속놀이
Halk oyunları, folklör
647
명절
Bayram, ulusal bayram
648
샅바나
Çul
649
넘어뜨리다
Yatık duruma getirmek, eğmek, devirmek
650
닿다
Uzanıp dokunabilmek, yetişmek, erişmek
651
얼핏
İlk bakışta, bir anda, beklenmedik bir şekilde
652
아리랑
The most famous Korean folk song, containing "arirang" in its refrain, whose lyrics, melody, etc., vary in different regions
653
민요
Halk şarkısı
654
여럿
Bir çok kişi, kimi, birtakım
655
민중
Halk
656
서로
Birbiri
657
불문하다
(Din, ırk vb.yi) Ayırmamak, ayrım gözetmemek
658
강도
Bir etkinliğin veya gücün derecesi, bir hareketin veya gücün derecesi, yeğinlik, şiddet
659
초기
Başlangıç
660
걸치다
Giymek, giyinmek, üzerine geçirmek
661
장인
Zanaatçı, endüstri işçisi
662
시행착오 시행하다
Yanlış ve hata, iyi sonucu almak için bazen yapılması gereken hatalar Gerektiği gibi yapmak, uygulamak, yürütmek
663
현존하다
Var olmak
664
음정
Tune, melodi
665
대다수
Çoǧunluk, ekseriyet
666
특색
Özellik, özel karakter
667
거대하다
Muazzam, çok büyük, koskoca
668
그물
File, aǧ, yün, pamuk, suni ve sentetik vb. ipliklerden, sıkça düğümlerle oluşmuş ağ
669
놀이터
Çocuk bahçesi
670
기어오르다
Yukarı tırmanmak, tırmanmak
671
떠들다
Gürüldemek, çok hızlı ve gürültülü ses çıkarmak
672
도모하다
Yapamayacağı bir işe girişmek, heves etmek, yeltenmek
673
기본 기본급
Esas Temel maaş, base pay
674
준수하다
Uymak, riayet etmek
675
증대 증대시키다
Büyütme, büyüme Arttırmak
676
중부
Orta bölge
677
기적
Mucize, tabiat üstü sayılan olay
678
유래하다
...den kaynaklanmak, ...den ibaret olmak
679
개장하다
Açılış (park,kafe,restorant vb), açmak, başlamak
680
언덕 평지
Tepe, yokuş, bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş veya yüksekçe olan bölümü Düzlük
681
경관
Manzara
682
감탄하다
Hayret etmek, saşırmak; etkilenmek
683
+ 바닥 - 방바닥
+ 1) Zemin, taban, döşeme 2) Alt, aşağı, dip - Odanın zemini
684
좌식하다
Hiçbir işle ilgilenmeyerek keyfince yaşamak, yan gelip oturmak, yan gelip yatmak
685
장치
Cihaz, donatım, tertibat
686
아궁이
Ocak, fırın, şömine, kazanı ısıtırken odunun yakıldığı delik
687
냉기 열기 온기
Serinlik, soğukluk ( buzluyu açınca görünen soğukluk anlamı da var) Hararet, ısı, aniden yükselen vücut ısısı Sıcaklık, sıcak, warm air, warmth
688
구들
(Oda için) Yer altından ısıtma sistemi
689
간직하다
Saklamak, muhafaza etmek
690
벚꽃
Kiraz çiceği
691
갯벌
Çamur düzlüğü, kıyı şeridi, denizkulağı
692
알록달록
Alaca bulaca, alacalı bulacalı
693
해내다
Başa çıkmak, kıvırmak, başarmak
694
운세
Alın yazısı, yazgı, talih, kader, mukadderat
695
멧돼지
Yaban domuzu
696
당연하다 당연히
Tâbii, doğal, uygun Tabii olarak, doğal olarak
697
얽매다 얽매이다
(bir yere) bağlamak Bir yere bağlanmak
698
내보내다
1) Göndermek, yollamak 2)Dışarı atmak, defetmek, çıkarmak
699
귀족
Aristokrasi
700
관점
Görüş, gözle bir şeyi algılama yetisi, bir olay
701
산물
Doğadan elde edilen, ürün, mahsul
702
총체
Bütünlük
703
풍속
Adet, anane
704
석탄 연탄
Kömür Briket, kömür, sıkıştırılmış kömür (Koreliler’in şekilli kömürü)
705
연료 화석 연료
Odun, yakacak, yakıt Fosil yakıtlar
706
예방하다
Önlem almak, tedbir almak; korumak
707
위협하다
Korkutmak, sindirmek, yıldırmak
708
이변
Özel durum, olağanüstü hal
709
폭탄
Bomba, kumbara, humbara
710
할많하않 – 할 말은 많지만 하지 않겠다
Söyleyecek çok şeyim var ama söylemeyeceğim.
711
명절증후군
Tatil Sendromu
712
+ 나비잠 - 새우잠 + 꽃잠 - 쪽잠 + 통잠 - 아침잠
+ Kelebek uykusu - Kıvrılıp uyuma, cenin pozisyonundaki uyku + First night - Şekerleme yapma + Derin uyku - Sabah uykusu
713
합법
Yasalılık, meşruiyet, (resmi) yasallık
714
창조하다
Olmayan bir şeyi var etmek, yaratmak, doğdurmak
715
껑충
Zıplamak, hoplamak
716
나트륨
Sodyum(Na)
717
몸속
Vücudun içinde, vücut içinde
718
수분
Su, nem, sululuk, nemlilik
719
칼륨
Potasyum, potasyum hidroksit içinde bulunan
720
불필요하다
Gereksiz; lüzumsuz
721
부기
1) Şiş 2) Defter tutma, muhasebe, hesap işleriyle uğraşma
722
디엔에
DNA
723
절반씩
Her biri yarım, yarı yarıya
724
구별하다
Ne olduğunu anlamak, fark etmek, ayırmak
725
부정 행위 부정 사용
Görevi kötüye kullanma, meslek suistimali Kötüye kullanım, olumsuz kullanım
726
음색
Tını, ton, perde
727
위상
Status, safha, görünüş, vaziyet, hal
728
발명
İcat, yeni bir şey yaratma, gerçekmiş gibi gösterme çabası
729
관능적
Şehvetli, duygusal
730
호소력 호소력 짙다
Etkileyicilik, etkileme gücü Son derece ilgi çekici, güçlü bir çekiciliği var
731
신하
Krala bağlı olan adamlar veya memurlar, kralın kulu
732
백성
Millet, halk, vatandaş, aralarında dil, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus
733
강구하다
Aramak, araştırmak, peşinde olmak, çare bulmak (방법을 강구하다)
734
맹신 맹신하다
Bağnazlık Körü körüne inanmak
735
경계하다
...e dıkkat etmek, ihtiyatlı olmak
736
소소하다
Küçük, minik, ufak, önemsiz
737
상소
1) Temyiz 2) Çekici
738
양상
Bakış açısı, görüntü, suret
739
사료
1) Tarih malzemeleri, tarih delilleri 2) Yem
740
양분화
1) Gıda, besin 2) İkiye bölme
741
하녀
Hizmetçi, cariye
742
도마뱀
Kertenkele
743
탈피하다
1) Zorluğun üstünden gelmek, yakayı kurtarmak 2) Hayvanlarda deri değiştirme
744
사육 = 키우다
Besleme, yetiştirme, büyütme
745
가축 = 사육
Ehlihayvan, evcil hayvan
746
악취
Kötü koku
747
옹골차다
Önemli, sağlam, substantial; solid
748
궁중
Saray, Saray bahçesi
749
지능
Zekâ, akıl, insanın düşünme
750
측정하다 = 재다
Ölçmek, teftiş etmek
751
영역
1) Nüfuz bölgesi, alan, toprak, kapsam 2) İngilizceye çevirme
752
포유류다
Memeliler
753
간척
(arazi,orman) Islah
754
람사르
Ramsar
755
플로깅
Plogging is an amalgamation of the English word “jogging” and the Swedish word “plocka upp,” which means “picking up.”
756
줍다
Toplamak; almak, tutmak
757
목적지
Gidilecek yer
758
구강
Ağız
759
꽃가루
Çiçek tozu, polen
760
생과일
Taze meyve
761
구토
Öğürtü, kusma, iç bulantısı
762
감염병
Bulaşıcı hastalık
763
혼자서
Kendi kendine
764
숙주
1) Ev sahibi 2) Yeşil fasulye filizi
765
이내
1) İçerisinde 2) Hemen, çabuk
766
운반
Aktarma, taşıma, geçirme, nakliyat
767
방부제
Antiseptik, koruyucu
768
살충제
Haşarat ilacı
769
화학
Kimya, maddelerin temel yapılarını
770
약품
İlaçlar
771
무기질
Mineral
772
유무
Olup olmama, olma ve olmama
773
야외
Açıklık, açık hava, açık yer
774
화석 화석 연료
Fosil, yerin altında kalıp taşlaşmış hayvan ve bitki kalıntısı Fosil yakıtlar
775
대규모
Büyük çap
776
산림
Koruluk, ağaçlık
777
인위적
Suni, yapay
778
개국
Ülke kurma
779
검역
Karantina
780
광합성
Fotosentez
781
유체
Akışkan, musluk
782
N + 롭다 = A + 평화롭다 자유롭다
+ Barışçıl
783
N + 스럽다 = A 사랑스럽다 + 복스럽다 – 복스럽다 + 먹다 / 생기다
+ Hoş bir şekilde tombul, kutsanmış
784
사고력
Düşünce gücü, anlayış gücü, görüş gücü
785
호평 ↔ 악평 일색 호평 일색
Alkış, takdir ↔ Kötü yorum, kötü itibar, kötü ün Tek renk Tüm övgüler
786
발길이 이어지다 ↔ 발길이 끊어지다 – 끊기다
Adımlar devam ediyor Ör. Bir müzeye giden kişinin çok olması yani bu müzenin çok popular olması ↔ Adımlar durur, kesilir Ör. Bir müzeye ilgi çok oldu ama artık giden kişiler az ya da yok
787
획득
1) Kazanma 2) Alım, temin
788
간과하다
Gözden kaçırmak; göz yummak
789
승부욕
Kazanma arzusu
790
송신하다 ↔ 수신하다 (발신자 정보 없음/ 제한)
(telgraf, telsiz vb. ile) haber göndermek ↔ Mesaj almak, receive - (Arayan bilgisi yok/Kısıtlı)
791
손목 손목시계
Bilek Kol saati
792
유인하다
Ayartmak, kandırmak, baştan çıkarmak
793
황갈색
Kumral, koyu sarı veya açık kestane rengi
794
상어
Köpek balığı
795
서식
Formül, bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek
796
자궁
Rahim, uterus
797
유정란 ↔ 무정란
Döllenmiş yumurtalar, fertile chicken eggs ↔ Döllenmemiş bir yumurta, an unfertilized egg
798
꼬물꼬물
Kıvrımlı kıvrımlı
799
지네
Çıyan, çokayaklılar
800
초충도
Bitki ve böceklerin resmini çizme sanatı
801
마비 마비시키다
Felç, vücudunbir bölümünde hareket ve hissetmenin yok olması Felç etmek, uyuşturmak, uyuşmasını sağlamak, hissedemez duruma getirmek
802
면역 면역력 면역이 떨어지다
Baǧışıklık, immunity Bağışıklık Bağışıklık düşer
803
유일하다
Tek, özgün, the only, the one and only
804
쌍 한 쌍 – 두 쌍
İkilik, ikisi bir arada Bir çift – iki çift
805
욱신거리다
Ağrı, zonklama (acı ile)
806
방향성 방향제
Yönlü Oda parfümü
807
탈취제
Deodorant
808
당부하다
Rica etmek
809
환수
Geri ödemek, kurtarılma, kefaret, ödeme
810
체결하다
Akdetmek, sonuçlandırmak
811
영구적
Daimi
812
본국
Ana yurt, vatan kişinin kendi memleketi
813
유보하다
Ertelemek, sonraya bırakmak
814
토로하다
İtiraf etmek, içini dökmek, açıklamak
815
신속하다
Hızlı; çabuk
816
+ 국가 지정 변호 (표지판) - 조난 – 신속한 구조 + 지방자치단체
+ Devlet tarafından belirlenen savunma (işaret) Dağda belirli yerlerde bulunan yerin kodu var Acil durumda yer bilginin verirlen bu kodu kullanıyorsun - Acil durum – Hızlı kurtarma + Yerel yönetimler
817
앞당기다
(tarih, plan vb.) Öne getirmek, ileri almak
817
오락가락
Gidip gelerek, yağmur bir an yağıyor ve bir an duruyor, bir kişinin aklı bir zaman yerinde olurken aniden kaybedilerek
818
조회
Soruşturma, kontrol etme
819
자동
Otomatik
820
무한대
Sonsuzluk
821
법원
Mahkeme
822
품앗이
Beden gücüyle bir işi paylaşıp yapmak, imece
823
일산 - 한뫼
Hem tek dağ hem de il ismi
824
휴대
Taşınabilir, portable
825
인공
Yapay, sunî
826
원리
İlke, temel, teori
827
시도 시도하다
Girişim, teşebbüs Kalkışmak (-e), yeteneği, imkânları ve gücü aşan bir işe girişmek, girişmek, başlamak
828
부품
Parça, yedek parça
829
결합 결합하다 결합되다
Baǧlama, birleşme, birleşim Baǧlamak, birleşmek Birleştirmek
830
단단하다
Sert, çizilmesi, kırılması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı, dayanıklı, sağlam
831
법칙 머피의 법칙
Kural, kaide, ilke Murphy yasası
832
벌어지다
1) Olmak, happen 2) Arası açılmak; yarılmak
833
도망치다
Kaçmak, kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, hızla koşup bir yere saklanmak
834
부러지다
Kırılmak
835
단속
Denet, kontrol
836
실종
Kayıplar, zayiat, yitikler
837
무너지다
Düşmek, düşüp kalmak, yıkılmak
838
옥상
Çatı
839
원망
Nefret, kin, hınç, alınacak öç
840
자제하다
Kendini kontrol etme, otokontrol
841
적당량
Orta miktar
842
식단
Menü, yemeklerin listesi
843
감면 = 면제
Muafiyet, muaf tutma
844
실효성
Yararlılık
845
적발하다 적발되다
Açığa vurmak, tespit etmek Açığa vurmak, yakalanmak
846
위하다
İçin olmak, lehinde olmak
847
체납
Gecikmiş ödemeler, aklama
848
인지도
Farkındalık, (level of) awareness
849
솜방망이
1) Yumuşak ceza 2) Pamuk topu meşalesi 3) Pamuklu çubuk
850
검도
1) Bambu kılıçlarla yapılan Japon dövüş sanatı. Kendo 2) Eskrim
851
자율적
Özerk, özgür
852
폐지하다
Feshetmek, kovmak, kaldırmak
853
개악
Bozmak, daha kötü duruma getirmek
854
의문
Sorun, soru, problem
855
취급
Muamele, ile uğraşma, el verme
856
자립
Bağımsızlık, kendone güven
857
재빨리
Hemencecik, çarçabuk
858
선인장
Kaktüs
859
부풀다
Kabarmak, içi hava veya gazla dolarak gerilmek, ağırlığı artmadan hacmi büyümek
860
부레옥잠
Su sümbülü
861
저수
Rezervuar, suyu depoya doldurma
862
연못
Göl, sulama amacıyla bir set ardında tutulmuş birikinti sulann toplandığı gölcük
863
중금속
Ağır metal
864
더러워지다
Kirlenmek, çepellenmek, bulaşmak
865
반짝이다
Güçlü bir ışık çıkarmak, parlamak, ışık saçmak
866
원동력
Dinamik
867
고래
Balina
868
기기
Ekipman, araç gereç
869
전반
İlk yarısı, etraflı
870
반달가슴곰
Asya kara ayısı
871
파충류
Sürüngenler
872
품종
Cins
873
전파
Yayma, dalga
874
교란
Dengesizlik, rahatsızlık
875
이산화탄소 탄소
Karbondioksit Karbon
876
Işık, nur, renk
877
포도당
Üzüm şekeri, glikoz
878
생성하다
Türemek, meydana gelmek, oluşmak
879
녹색
Yeşil rengi; yeşil
880
색소
Pigment, kendisini oluşturan canlı organizmaya özel bir renk veren kimyasal madde, renk maddesi
881
엽록소
Klorofil (bitkilere yeşil rengini veren ve fotosentezde ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürmeye yarayan bir pigmenttir.)
882
분자
1) Molekül 2) Pay, bayağı kesirlerden birinin eşit parçalarından kaç tane alındığını gösteren sayı; paydanın üstüne yazılarak yatık bir çizgi ile ondan ayrılır
883
산소
1) Oksijen 2) Mezar
884
방출하다
1) Serbest bırakmak 2) Kovmak, atmak
885
제고하다
Yükseltmek, arttırmak, geliştirmek
886
성분
Unsur, öğe, ilke
887
함유하다 칼로리가 매우 낮은 뚱딴지에는 비타민 A와 C도 함유되어 있다
İçermek Oldukça düşük kalori değerine sahip olan yer elmasında A ve C grubundaki vitaminler de yer almaktadır
888
병해충
Genelde tarım ürünlerine zarar veren hastalık ve haşere
889
생육
Doğma ve büyüme; beslenme
890
손꼽히다
Sayılmak, be distinguished
891
같이 + V 같은 + N
892
+ 수질 오염 - 토양 오염 + 해양 오염
+ Su kirliliği - Toprak kirliliği + Deniz kirliliği
893
산도 산패율
Asitlik Ekşime oranı, bozulma oranı
894
업사클링
Upcycling, geri dönüşüm, atık veya kullanılmayan ürünlerin yaratıcılık ve el becerisiyle daha değerli, işlevsel ve estetik bir ürüne dönüştürülmesidir.
895
제자리걸음
Aynı yerde saymak, ilerlememek
896
입천장 입천장 데다
Damak
897
+ 단감 - 홍시 + 곶감
+ Hurma - Cennet hurması + Kurumuş hurma
898
붓기 – 부종
Şişlik – Ödem
899
신장
1) Böbrek 2) Büyüme, gelişme, uzama
900
노폐물
Eskimiş, kullanılmayan eşya
901
천일염
Deniz tuzu
902
가마솥 솥뚜껑
Kazan Kazan veya tencere kapağı
903
사외 이사
İcracı olmayan yönetici
904
위성
Uydu, bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen
905
발사되다
1) Piyasaya sürülmek, başlatılacak 2) Kovulmak
906
궤도
1) Yörünge, bir gök cisminin hareket etmesi süresince aldığı yol 2) Tren, tramvay gibi taşıtlarda tekerleklerin üzerinde hareket ettıği demir yol, ray
907
안착하다
Yerleşmek, adapte olmak, uyum sağlamak
908
탑재되다
(Gemi, uçak vb.ye) Yüklemek, yük almak, bindirmek (embark, load)
909
토대 토대로 토대하다
1) Altyapı 2) Dayanak -e dayanarak, bazında Birşeye dayanmak veya üzerine kurulu olmak
910
타협점
Ortak payda. görüş, uzlaşma noktası
911
신호
Sinyal, bir şey bildirmek için verilen işaret, telefonda, hat bağlantısının olduğunu, numaraları çevirmeye başlanabileceğini haber veren ses
912
촉각
Dokunma duyusu, dokunaç, duyarga
913
협회
Dernek, topluma hizmet
914
우승하다
Zafer kazanmak; yenmek
915
태극마크
Ülkeyi sporda temsil etme
916
떠나다
Ayrılmak, gitmek
917
선발하다
Elemek, seçmek
918
빽빽하다
1) Dar; sıkışık 2) Yoğun
919
국립 시립 사립
Milli, ulusal Belediye, belediye tarafından kurulan (bir kuruluş), belediyeye ait Özel, sahış
920
18 살 (한자 sayı okunur) 18 세 (Korece sayı okunur)
18 살 (한자 sayı okunur) 18 세 (Korece sayı okunur)
921
퇴소 ↔ 입소
Çıkış, taburculuk ↔ Giriş, kabul
922
퇴출
Atılma, sınır dışı etme, ihraç
923
늦다 (Aktif) 늦추다 (Pasif)
Gecikmek, geç kalmak, herhangi bir işi sözleşilen ve belirlenen zamana yetiştirememek Gevşetmek; (zaman, tarih) uzatmak
924
자립 정착금
Kendi kendine yeterlilik yerleşim hibesi (yetimhaneden yaş sınırından dolayı çıkan çocuklara verilen yardım)
925
전담 전담 인력
Bütün sorumluluğu üzerine alma Özel personel
926
충원하다
İstihdam etmek, işe almak
927
붉 붉어지다 붉인색
Kırmızı Kızarmak, kırmızı veya ona yakın bir renk almak Kızıl, parlak kırmızı renk
928
벽돌
Kerpiç, duvar örmekte kullanılmak için kalıplâra dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla
929
열강
Büyük güçler, güçler
930
접견하다
Görüşmek, buluşmak, görüşme yapmak
931
경축하다
Hatırlamak, kutlamak, önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak
932
사절 사절하다
1) Delege, elçi 2) Ret Reddetmek
933
베풀다
1) Yardım etmek, merhamet göstermek 2) Lütfetmek, lütfeylemek 3) Vermek
934
국빈급 = 주요 인사
Devlet konuğu - Önemli insanlar
935
숙소
Lojman, kurum ve kuruluşlarca görevlilere, işçilere parasız veya az bir kira karşılığında verilen konut
936
설산
Karla kaplı dağ
937
묵묵히
Sessizce
938
증발하다
Gaz veya buhar durumuna geçmek, uçmak
939
영전 영전하다
Terfi Eski mevkisinden daha iyi bir mevkiye gelmek, terfi etmek
940
정육면체 입방체
Küp, birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dik dörtgen Küp, birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dik dörtgen
941
삼각(형) 사각(형) 정사각형 정삼각형 평행선 팔각형
Üçgen Dörtgen Kare Eşkenar üçgen Paralel Sekizgen
942
결정 소금 결정
Kristal (Diğer anlamları da: karar vermekö dezavantaj) Tuz kristali
943
살랑살랑하다
1) Çırpınmak 2) Hışırtı
944
탄생하다
Doǧmak, dünyaya gelmek
945
수증
Su buharı
946
밀폐하다
1) İyice kapatmak, shut tightly, cover up tight 2) Mühürlemek
947
전분
Nişasta, kola
948
균일
1) Eşit 2) Üniforma
949
남한 북한
Güney Kore Kuzey Kore
950
학교폭력 가해자 ↔ 학교폭력 피해자
Okul şiddeti failleri ↔ Okul şiddeti mağdurları
951
상술
İşletme yeteneği
952
광장
Meydan, alan, saha
953
선정적
İma edici, şehvetli, şirret bir şekilde, namussuzca, şehvetli bir şekilde, sansasyonel
954
도끼
Balta
955
통기타
Akustik gitar
956
가닥
İplik, iplik teli
957
집념
Azim, kararlılık, takıntı
958
천정부지 천정부지로 치솟다
Go through the roof, Tavana kadar Hızla yükselmek
959
벙어리 벙어리장갑
Dilsiz Yalnız baş parmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven, parmaksız eldiven
960
막상막하
Baş başa, altalta üst üste
961
뒤끝
Ağızda kalan tat
962
저 세상
Öbür dünya, ahiret
963
혐오적인
İtici, iğrenç
964
씨앗 – 열매
Tohum, tane
965
야생화
Yabanileşme
966
평년 = 예년
Ortalama yıl
967
덕후 덕질
İnek öğrenci Hayran kitlesi
968
Kitap sayısı, baskı sayısı, cilt
969
지인 친분
Tanıdık, arkadaş akın ilişki, yakınlık
970
내부자 기업 내부자
İçeriden biri Kurumsal içeriden biri
971
견제하다
Kontrol altında tutmak, baskılamak
972
무색하다 무색하게
1) Çelişkili; hayal kırıklığı yaratan, bilinen veya beklenenden geri kalma veya onlara aykırı olma. 2) Utanmak; mahcup hissetmek, utangaç veya beceriksiz olmaktan dolayı rahatsız hissetmek ( bu anlamı pek kullanılmaz)
973
단위
Birim, ünite, bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri
974
콕 집어
Belirtmek, tam olarak belirlemek, örneğin eşim yıldönümü için ne istersin diye soruyor ve ben tam olarak ne istediğini söylüyorum. Bu marka şu model çanta gibi
975
전력 소비
Güç tüketimi
976
굉장하다
(Güç, etki veya beceri için) Alışılmışın üzerinde olan, yaman, kötü, korkulan, şahane, üstün nitelikli
977
진입하다 궤도에 진입하다
Bir yere veya duruma girmek. Yörüngeye girin
978
Ödül, armağan
979
배양육 - 세포르르 키워 만든 고기 배불리 먹다
Kültürlü et, hücrelerde yetiştirilen et Doyana kadar yemek
980
난이도 난도 고난도
Zorluk derecesi Zorluk Yüksek zorluk
981
노화 저속 노화 텔로미어
Hücre yaşlanması Yavaş yaşlanma Telomer (kromozomların uçlarında bulunan, DNA'yı koruyan ve hücre bölünmesi sırasında genetik bilgiyi muhafaza eden protein ve tekrarlayan DNA dizilerinden oluşan özel yapılardır)
982
개체 수
Kişi sayısı, nesne sayısı
983
위도 경도 에콰도르
Enlem Boylam Ekvador, Ecuador
984
여권 재발급
Pasaport yeniden düzenleme
985
일상화되다
Rutin hale gelmek, sıradan hale gelmek, hergün her zamanki işin olması
986
고소공포층
Yükseklik korkusu, yüksek yerlerde duyulan aşırı korku
987
지속 가능 지속 가능한 ……
Sürdürülebilir
988
야자나무
Palmiye ağacı
989
개미
Karınca
990
터울
Yaş farkı, aynı anneden doğan ilk iki çocuk arasındaki yaş farkı
991
퇴적층
Tortul tabaka
992
소금 사막
Tuz çölü
993
개정되다
Revize edilmek, değiştirilmiş
994
종사하다
… ile meşgul olmak, … ile uğraşmak; de çalışmak
995
-을/를 업으로 삼다
Meslek olarak seçmek, bunu bir kariyer haline getir
996
실상 실상에 맞지 않다
Gerçek durum, zaten, zati Gerçekle uyuşmuyor
997
처우
Tedavi, an act of treating someone or something according to the circumstances or situation, or such a treatment
998
+ 상승 곡선 - 상승 곡선을 타다 + 하락 곡선
+ Yükselen eğri - Yükselen eğriyi takip etmek + Aşağı doğru eğri